Ahmet Erdem Dönmez Ahmet Erdem Dönmez SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÖLÜMÜ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI
Araştırmacının yayınlarını daha detaylı bir şekilde aramak veya filtrelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Paraziter Balık Zoonozları

Ahmet Erdem Dönmez

Zoonoz hastalıklar hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalıklar bakteriyel, viral, fungal ve paraziter etkenlerden kaynaklanmakta ve genellikle omurgalı hayvanlardan insanlara geçmektedir. Günümüzde insanlarda görülen hastalıkların yarısından fazlasının zoonotik enfeksiyon ve enfestasyonlar olduğu bildirilmektedir. Bu nedenle de çok fazla can kaybına ve ekonomik kayıplara neden olmaktadırlar. Zoonoz hastalıklar arasında balık ve kabuklu deniz ürünlerinden kaynaklananlar, dünya genelinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan birçok ülkede ve çok fazla sayıda insanı risk altına sokması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Kırmızı et tüketiminin kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi potansiyel hastalık durumları ile ilişkilendirilmesi nedeniyle ve dünya nüfusundaki artışla birlikte su ürünlerine olan talep de artmaya başlamıştır. Bu durumun sonucu olarak da su ürünleri sektörü hem üretim hem de tüketimde devamlı olarak büyüme göstermiştir. Fakat özellikle son yıllarda çiğ veya az pişmiş balık içeren gıdalar da dahil olmak üzere küresel su ürünleri tüketiminin düzenli bir şekilde artması bu zoonozlar arasında su ürünleri kaynaklı paraziter zoonoz hastalık risklerinin de artmasına neden olmaktadır. Bugüne kadar insa...

Sucul Ortamların İzlenmesinde Balık Biyobelirteci Olarak Histopatolojik Değerlendirme

Ahmet Erdem Dönmez

Sucul ortamların kimyasal açıdan izlenmesi, sulardaki kirlenme derecesinin ölçülmesine yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte kirliliğin etkilerinin belirlenmesi için yapılan etki değerlendirme çalışmalarında biyoizleme araçlarına gereksinim duyulmaktadır. Balıklar dahil olmak üzere çeşitli organizmalar üzerindeki kirlilik etkilerinin değerlendirilmesi biyobelirteç yanıtlar kullanılarak yapılabilmektedir. Farklı balık türleri bu amaçla çeşitli biyokimyasal çalışmalar kapsamında araştırılmıştır. Uluslararası Deniz Keşif Konseyi (ICES) kirleticileri izleme programlarında biyolojik değerlendirme amacıyla uyguladığı biyobelirteçler setinde histopatolojik değerlendirmeye de yer vermektedir. Histopatolojik tekniklerin kullanılması, çevresel kimyasallara maruz kalma ile etkilenen belirli hedef organların ve hücrelerin incelenmesine olanak tanımaktadır. İncelenen göstergeler kirletici maddelerin, balıkların organları üzerindeki kronik ve ölümcül olmayan etkileri hakkında bilgi sağlayabilmesi ve oluşan stresin değerlendirilmesi amaçlarıyla balık sağlığı çalışmalarında sıklıkla kullanılmaktadır. Çünkü balıklardaki histopatolojik değişiklikler esas olarak su kalitesine bağlıdır. Değişmiş veya kirlenmiş ortamların tanımlanması açısından faydalı göstergeler olduklarından, genellikle kirli su ...

Su Ürünleri Aşılarında Nanoparçacıklar

Ahmet Erdem Dönmez

Nanoteknoloji, atomların ve moleküllerin en küçük ölçeklerde ortaya çıkarılması ve uygulanması teknolojisine verilen isim olup genel olarak 1-100 nanometre (nm) arası boyutlara sahip malzeme veya cihazların geliştirilmesi veya değiştirilmesi çalışmalarını kapsamaktadır. Nanoteknolojinin tıbbi alandaki uygulamalarının gelişmesi sonrasında farklı şekillerde kullanılabilecek ilaç ve ilaç taşıyıcı nanoparçacıkları üretmek de mümkün hale gelmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde nanoteknolojinin su arıtımı, hastalıklarının tespiti ile kontrolü, besinlerin ve ilaçların verimli bir şekilde uygulanabilmesi ile hızlı hastalık tanısı, doğrudan hedefe yönelik ilaç ve aşı uygulamalarında da kullanılması söz konusudur. Biyoteknoloji ile yakın ilişkisi olan nanoteknoloji günümüzde büyük ilerleme kaydetmiş ve aşılama alanındaki uygulaması genişleyerek nanovaksinoloji adı verilen yeni bir bilim alanının oluşumunu sağlamıştır. Nanobiyoteknolojinin, geleneksel aşılama uygulamaları sonrasında organizmada oluşabilecek biyolojik, biyofiziksel ve biyomedikal sorunların üstesinden gelebilecek yeni nesil ve daha etkili aşıların geliştirilmesine olanak sağladığı düşünülmektedir. Bu derlemede ana hatlarıyla nanomalzemeler ve nanoteknolojinin su ürünleri alanında aşı uygulamalarındaki kullanımının açıklanm...

Effects of Lead on Reproduction Physiology and Liver and Gonad Histology of Male Cyprinus carpio

Cengiz Korkmaz, Özcan Ay, Ahmet Erdem Dönmez, Burcu Demirbağ

Sera 17β-estradiol (E2), 11-ketotesteron (11-KT) and 17,20-β-dihydroxy-4-pregnen-3-one (17,20βP) levels and hepatosomatic-gonadosomatic indexes (HSI-GSI) were determined after exposing male C. carpio to 0.13 and 0.26 mg L−1 lead after 7, 14 and 21 days. Histological changes in liver and gonad tissues of male C. carpio were also determined. Sera E2, 11-KT and 17,20βP levels of male fish although showed differences from the control fish, these differences were not statistically significant. This was also true for the HSI values, the GSI values however, decreased on day 7 under the effect of 0.26 mg L−1 Pb. Dilatation in bile duct and sinusoids and lymphocyte infiltration were observed under histopathological examination. Low intensities of fibrosis were detected in testis tissues. Exposure to low concentrations of Pb did not cause endocrine disrupting and extensive histopathologic effects in C. carpio at the exposure periods tested.

Influence of Lead on Reproductive Physiology and Gonad and Liver Histology of Female Cyprinus carpio

Cengiz Korkmaz, Özcan Ay, Ahmet Erdem Dönmez, Burcu Demirbağ

Sera 17β-estradiol (E2), 11-ketotestesteron (11-KT) and 17,20-β-dihydroxy-4-pregnen-3-one (17,20βP) levels together with histological changes in liver and gonad tissues were determined after exposing sexually mature female C.carpio to 0.13 and 0.26 mg L− 1 lead for 7, 14 and 21 days. Effects of lead on hepatosomatic - gonadosomatic indices of female fish were also determined after these exposure periods. No statistically significant differences were found between the E2, 11-KT and 17,20βP levels of control and lead exposed fish at the exposure periods tested. GSI values increased after exposure to high levels of Pb for 14 days and HSI values decreased after exposure to high levels of Pb after 7 and 21 days. Histopathological inspection showed dilatation in bile ducts and sinusoids, central vein congestions and pigment accumulation. Moreover melanomacrophage centres were determined in the centre of liver parenchyma on day 21. No distinct pathology was observable in ovary tissues compared to controls. No endocrine disrupted characteristic, widespread pathologic disruption and effect on ovary tissues were detected in female C.carpio exposed to the mentioned concentrations of Pb at the periods studied.

Pathomorphology of experimental Streptococcus iniae infection in tilapia (Oreochromis niloticus)

Ahmet Erdem Dönmez

In the present study, an experimental infection with Streptococcus iniae was conducted with tilapia (Oreochromis niloticus). The bacterial agent was injected to the fish by intraperitoneal inoculation at a dose of 1 × 103 cfu / mL. Grossly, haemorrhages on tail and pectoral fins, hyperaemic and prolapsed anus, darkening and bleeding in the gills and exophthalmos in the eyes were identified in fish. Multifocal whitish foci in the liver, spleen and kidneys was observed with ascites. Histopathological changes of tissues of tilapia were studied and evaluated. Gill tissues of infected fish showed intense lymphocyte and macrophage infiltrations. In addition, epithelial cell separation and lamellar fusion with edema, lamellar curling and aneurysms were detected in gill tissue. Sinusoidal dilatation, lymphocyte infiltrations, congestion and degeneration in liver hepatocyte cells have been identified. In kidney degeneration of glomerulus and tubule cells and dense lymphocyte infiltrations were observed. Dense bacterial clusters were observed in the sinusoids of the spleen, while lymphocytes and macrophage infiltrations were found in the heart and intestinal tissues.

Cyprinus carpio’da Kurşunun Üreme Fizyolojisine Etkileri

Cengiz Korkmaz, Özcan Ay, Erdem Dönmez, Burcu Demirbağ

Çalışmada, ağır metallerden kurşunun 0.13 ve 0.26 ppm derişimlerinin 7, 15 ve 21 gün sürelerince etkisine bırakılan erkek ve dişi Cyprinus carpio’larda, serum 17β-Estradiol (E2), 11-ketotestosteron (11-KT), 17,20β-dihydroxy-4-pregnen-3-one (17,20βP) düzeyleri belirlenmiştir. Erkek ve dişi C. carpio’larda serum E2, 11-KT ve 17,20βP düzeyleri kontrol grubuna göre değişiklik göstermiş fakat bu değişimlerin anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Yapılan araştırmada kurşunun belirlenen derişimlerinin incelenen etkide kalma sürelerinde C. carpio’da endokrin bozucu (EB) özellik göstermediği sonucuna varılmıştır.

Baliklarda viral ensefalopati ve retinopati

Ahmet Erdem Dönmez

Viral hastalıklar, hem su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı hem de doğal sucul ortamlarda biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliği açısından her zaman önemli sınırlayıcı faktörlerden birisi olmuştur. Virüslerin balıklarda bazı hastalıklara neden olduğu uzunca bir süredir düşünülmekle birlikte, hücre kültürlerinin kullanılmaya başlanmasına kadar kesin tanıları gerçekleştirilememiştir. Viral nervöz nekroz olarak da adlandırılan balık viral ensefalopati ve retinopati (VER) ise dünyanın pek çok yerinde özellikle deniz kültür balıkçılığı için önemli viral kökenli hastalıklardan birisi olarak kabul edilmektedir. Nodavirüslere dahil olan virüs, larva ve juvenil bireylerde daha etkili olmakla birlikte yetişkin formlarda da hastalık oluşturabilmektedir. Yetiştiricilik sektöründe özellikle son yıllarda önemli kayıplara yol açmış ve küresel ısınma tehdidi nedeniyle de gittikçe daha önem kazanacağı tahmin edilen bir enfeksiyon halini almıştır. Bu derlemede; balıkların önemli viral hastalıklardan biri olarak değerlendirilen bu enfeksiyona ilişkin bilgiler sunulmuştur.

Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Antibiyotik Kullanımının İnsan ve Hayvan Sağlığı İle Çevre Açısından Önemi

Ahmet Erdem Dönmez

1950’lerden itibaren balıkçılık filosunun ve tekne başına balıkçılık eforunun güçlenmesiyle, küresel balık avcılığının üretim hacmi günbegün artmıştır. Toplam balık avcılığından sağlanan balık miktarı 1980’lerden itibaren düşüşe geçmiş ve avlanabilen balık miktarlarında bir durağanlık söz konusu olmuştur. Bunun yanı sıra küresel nüfus artışı ve gıda talebinde meydana gelen yükselişle birlikte su ürünleri yetiştiriciliği alternatif bir yol olarak görülmeye başlanmıştır. Su ürünleri yetiştiriciliği, balık, yumuşakça, kabuklu ve sucul bitkiler dahil olmak üzere suda yaşayan organizmaların kontrollü koşullar altında üretimi olarak tanımlanabilmektedir. Günümüzde su ürünleri yetiştiriciliği, gelişmiş ya da gelişmekte olan pek çok ülkede en hızlı büyüyen sektörlerden birisi konumuna gelmiştir. 2014 yılında yetiştiricilik sistemleri yoluyla 70.5 milyon ton balık ve 26.1 milyon ton da sucul alg üretimi gerçekleşmiştir. Tahminler, Avrupa’da su ürünleri yetiştiriciliğinin 2030 yılına kadar 4 milyon tona ulaşacağını öngörmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde ekonomik anlamda zarara yol açan en önemli faktörlerden birisi hastalıklardır. Hastalıklar sucul canlılarda üreme performansını düşürmekte, yem dönüşümü verimliliğini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve kültür balıkla...

Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Antibiyotik Kullanımının İnsan ve Hayvan Sağlığı İle Çevre Açısından Önemi

Ahmet Erdem Dönmez

1950’lerden itibaren balıkçılık filosunun ve tekne başına balıkçılık eforunun güçlenmesiyle, küresel balık avcılığının üretim hacmi günbegün artmıştır. Toplam balık avcılığından sağlanan balık miktarı 1980’lerden itibaren düşüşe geçmiş ve avlanabilen balık miktarlarında bir durağanlık söz konusu olmuştur. Bunun yanı sıra küresel nüfus artışı ve gıda talebinde meydana gelen yükselişle birlikte su ürünleri yetiştiriciliği alternatif bir yol olarak görülmeye başlanmıştır. Su ürünleri yetiştiriciliği, balık, yumuşakça, kabuklu ve sucul bitkiler dahil olmak üzere suda yaşayan organizmaların kontrollü koşullar altında üretimi olarak tanımlanabilmektedir. Günümüzde su ürünleri yetiştiriciliği, gelişmiş ya da gelişmekte olan pek çok ülkede en hızlı büyüyen sektörlerden birisi konumuna gelmiştir. 2014 yılında yetiştiricilik sistemleri yoluyla 70.5 milyon ton balık ve 26.1 milyon ton da sucul alg üretimi gerçekleşmiştir. Tahminler, Avrupa’da su ürünleri yetiştiriciliğinin 2030 yılına kadar 4 milyon tona ulaşacağını öngörmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde ekonomik anlamda zarara yol açan en önemli faktörlerden birisi hastalıklardır. Hastalıklar sucul canlılarda üreme performansını düşürmekte, yem dönüşümü verimliliğini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve kültür balıklarında büyüme ve ...

Kurşun’un Cyprinus carpio’da Hepatosomatik indeks (HSI), Gonadosomatik indeks (GSI), Karaciğer ve Gonad Histolojisine etkileri.

Cengiz Korkmaz, Özcan Ay, Erdem Dönmez, Burcu Demirbağ

Çalışmada, ağır metallerden kurşunun 0.13 ve 0.26 ppm derişimlerinin 7, 14 ve 21 gün sürelerince etkisine bırakılan erkek ve dişi Cyprinus carpio’larda hepatosomatik ve gonadosomatik indeks (HSI – GSI) değerlerine etkileri ve karaciğer ile gonad dokularındaki histolojik değişimler tespit edilmiştir. Kurşunun yüksek derişim etkisinde 14. günde dişi bireylerde GSI değerleri arttırdığı, aynı kurşun derişiminin ise erkek bireylerde 7. günde GSI değerlerini azalltığı belirlenmiştir. HSI değerleri ise sadece dişi bireylerde yüksek derişim etkisinde 7. ve 21. günlerde azalmıştır. Histopatolojik muayenede, karaciğer dokusunda yaygın olmasada safra kanalları ve sinuzoidlerde dilatasyon, merkezi vena konjesyonları, lenfosit infiltrasyonu ve pigment birikimlerinin varlığı saptanmıştır. Testis dokularında düşük yoğunluklarda fibrozis, ovaryum dokularında ise kontrol grubu ile karşılaştırıldığına belirgin bir patolojiye rastlanılmamıştır. Sonuç olarak kurşunun belirlenen derişimler ve incelenen etkide kalma sürelerinde C. carpio'nun karaciğer ve gonad dokularında yaygın patolojik hasarlar oluşturmadığı ve GSI değerine etki etmediği ve endokrin bozucu özellik göstermediği tespit edilmiştir.

Effects of Diazinon on 17β-estradiol, Plasma Vitellogenin and Liver and Gonad Tissues of Common Carp (Cyprinus carpio, L., 1758)

Korkmaz Cengiz | Dönmez Ahmet Erdem

Both sexes of Common carp (Cyprinus carpio) exposed to sublethal concentrations (0.488 mg/L and 0.976 mg/L) of the widely used insecticide diazinon for a period of 7, 15, 30 days and effects on plasma 17β-estradiol (E2), vitellogenin (VTG), gonad and liver tissues were examined. In male carps, 0.488 mg/L and 0.976 mg/L diazinon elevated E2 levels following on the 7, 15 and 30 days. Both concentrations of diazinon elevated VTG levels after 15 days in males. In female carps, 0.976 mg/L diazinon elevated E2 levels after 30 days. However, 0.488 mg/L and 0.976 mg/L diazinon reduced VTG levels in female carps, at the end of experiment. Histopathological examination of liver showed dilatation of the bile ducts and sinusoids, congestion, lymphocytic infiltration, pigment accumulation and necrosis in both sexes and concentrations. Degeneration, congestion and fibrosis were observed in testis. Adhesions between oocytes and necrosis in ovary were also observed. The results showed that diazinon can affect the male and female individuals differently and has an endocrine disrupting potential.

Assessment of biological effects of environmental pollution in Mersin Bay Turkey northeastern Mediterranean Sea using Mullus barbatus and Liza ramada as target organisms

Doruk Yılmaz, Mustafa Kalay, Erdem Dönmez, Nejat Yılmaz

The increasing emphasis on the assessment and monitoring of marine ecosystems has revealed the need to use appropriate biological indicators for these areas. Enzyme activities and histopathology are increasingly being used as indicators of environmental stress since they provide a definite biological end-point of pollutant exposure. As part of an ecotoxicological assessment of Mersin Bay, EROD enzyme activity and histopathological response in selected organs and tissues of two species of fish, Mullus barbatus (red mullet) and Liza ramada (thinlip grey mullet), captured from area were examined. Pollutant (Organochlorines (OC), alkylphenols (APs) and BPA) levels and biomarker responses in tissue samples were evaluated together for their potential to alter the metabolism and cellular aspects in liver and gonad. Elevated induction of EROD activity and histopathological alterations in contaminated samples from Mersin Bay was observed compared to reference site indicating the exposure to potential pollutants.

Baliklarda melanomakrofaj merkezleri

Ahmet Erdem Dönmez

Balıklarda doğal bağışıklık sistemi; fiziksel, hücresel ve humoral faktörler ile plazma ve diğer vücut sıvılarında çözünebilen hücresel ve humoral reseptör moleküllerinden oluşmaktadır. Hücresel faktörler fagositik hücreler olan monosit/makrofajlar, nötrofil granülositler ve memelilerdeki NK (natural killer cell) hücrelerine eşdeğer görülen sitotoksik hücreleri içermektedir. Bu hücreler arasında yer alan makrofajlar, balıklarda ve diğer omurgalılarda doğal bağışıklığın indikatör hücreleri olup fagositoz yeteneğine de sahip olduklarından, yangı sonrası onarım, doku yenilenmesi ve yaşlı hücrelerin ortadan kaldırılması gibi işlevlere sahiptirler. Melanomakrofaj merkezleri ise pigmentli olmaları nedeniyle histolojik incelemelerde makrofajlardan ayırt edilebilmekte ve aynı zamanda poikiloterm omurgalıların pek çok organında yaygın olarak gözlemlenebilmektedirler. Bu merkezler; makrofaj yığınları, makrofaj birikim odakları ve pigment nodülleri gibi isimlerle tanımlanmış olup heteroterm omurgalıların dokularındaki özgün hücreler olarak kabul edilmektedirler. Bu derlemede söz konusu yapıların balıklarda ait oldukları sistem, ilişkide oldukları hücre ve birimler ile işlevleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır

Mersin Körfezi’nden Yakalanan Liza ramada ve Mullus barbatus’ta Karaciğer Enzim Aktivitesi ve Histopatolojik Değişimler

Ahmet Erdem Dönmez, Doruk Yılmaz, Mustafa Kalay

Bu çalışmada, antropojenik ve endüstriyel kirleticilerin etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla Mersin Körfezi’nde yaşayan ve ekonomik öneme sahip olan Liza ramada ve Mullus barbatus türlerinin, karaciğer ve gonad dokuları histolojik açıdan incelenmiş ve kirletici konsantrasyonları ile karaciğer enzimleri (EROD; ethoxyresurufin-odeethylase ve GST; glutathion S- transferaz) arasında olası bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmıştır. L. ramada türü balıklar uzatma ağı, M. barbatus türü balıklar ise trol ağı ile yakalanmıştır. İncelenen türlerin ikisinde de karaciğer ve gonad dokularında bazı histopatolojik değişiklikler saptanmış. Kirletici düzeyinin daha yüksek olduğu bölgedeki örneklerde karaciğer enzim düzeyleri kontrole göre daha yüksek değerler göstermiştir. Söz konusu histopatolojik bulguların; tür olarak L. ramada’da, doku olarak da karaciğer ve testis dokularında daha yaygın olduğu tespit edilmiştir. İncelenen patolojik bulguların sucul ortamlarda farklı kirletici etkenlerden kaynaklanan bulgularla ortak özellikler taşıdığı gözlenmiştir.

Sucul Ortamlarda Biyoindikator ve Biyobelirtecler

Dönmez Ahmet Erdem | Yılmaz Doruk

Artan insan aktivitesi, su kaynaklarındaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçleri değiştirmektedir. Bu değişim kaynaklarda yaşayan biyotayı da etkilemektedir. Yapılan araştırmalar bu değişimin düzeyini belirlemek için kimyasal incelemelerin yanısıra biyolojik incelemelerin de yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Biyolojik incelemeler kimyasal yöntemler ile tespit edilemeyen bazı verilerin elde edilmesi bakımından avantaj sağlamaktadır. Biyoindikatör ve biyobelirteç (biomarker) kavramları bu incelemelerin kaynağını oluşturmaktadır. Biyoindikatörler sucul ortmalarda yaşayan bazı spesifik tür veya tür gruplarını içerirken, biyobelirteçler bu canlılara ait bazı biyokimyasal, fizyolojik ve histolojik parametreleri içermektedir. Sucul ekosistemlerde meydana gelen değişikliklerin izlenmesi için oluşturulan biyoizleme programlarına biyoindikatör türler ve biyobelirteç parametreler mutlaka dahil edilmektedir. Bu derlemede bu kavramlar ve yararlılıkları tartışılmaktadır.

Mersin Körfezinde Torquigener flavimaculosus Hardy & Randall, 1983 (Osteıchthyes: Tetraodontıdae)’un Varlığının Bildirimi

Dönmez Ahmet Erdem | Yılmaz Doruk

Tetraodontidae ailesi içerisinde yer alan ve lesepsiyen bir tür olan Torquigener flavimaculosus Hardy & Randall, 1983 türünün Türkiye kıyılarındaki varlığı, ilk olarak 2005 yılında Akdeniz kıyılarımızda Fethiye Körfezi’nde belirlenmiştir. İndo-Pasifik orijinli olan bu türün, güneydoğu Ege kıyılarına (Rodos Adası) kadar yayılım gösterdiği bilinmektedir. Bu çalışma ile söz konusu tür, Mersin Körfezi’nde de kaydedilmiştir.

Mersin’de yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss, Walbaum, 1792)’ında saptanan ektoparazit protozoonlar

ÖZER, Selmin | KOYUNCU, Erkin | DÖNMEZ, Erdem | Pınar, ERDOĞAN

Mersin ilinde faaliyet gösteren 7 gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, Walbaum, 1792 işletmesinde 2005 yılında bir yıl süreyle 226 balık paraziter yönden incelenmiştir. İşletmelerde kullanılan suyun sıcaklığı (ºC), çözünmüş oksijen (mg/L) ve pH değerleri ölçülmüştür. Mikroskobik bakı balıkların dış yüzeyi, yüzgeçleri ve solungaç yapraklarından kazıntı alınarak 100X, 250X ve 400X büyütme ile ışık mikroskobunda natif olarak yapılmıştır. İncelenen 226 adet balığın 41’inde (%18,14) 42 adet ektoparazit protozoona rastlanmıştır. 25 (%11,06) adet balıkta Ichtyophythirius multifiliis Fouquet, 1876, 12 (%5,31) balıkta Trichodina spp. Ehrenberg, 1838 ve 5 (%2,21) adet balıkta Chilodonella spp. Strand, 1926 tespit edilmiştir. Bir adet balıkta Trichodina spp. ve Chilodonella spp. görülmüştür. Balıkların hiçbirinde parazitozis bulgusuna rastlanmamıştır.

Seasonal variation of Hysterothylacium aduncum Nematoda Raphidascarididae infestation in sparid fishes in the Northeast Mediterranean Sea

Kalay Mustafa | Dönmez Ahmet Erdem | Koyuncu Cafer Erkin

The presence of a Raphidascarid parasitic nematode Hysterothylacium aduncum (Rudolphi, 1802) in the sparid fish Sparus aurata and Diplodus vulgaris was investigated in this study. A total of 471 individuals (208 Sparus aurata and 263 Diplodus vulgaris) collected for this purpose from the Gulf of Mersin between May 2003 and April 2004 were examined. Seasonal variation in the intensity (MI: mean ± SD) and prevalence (P: %) of the parasite were also determined and the highest P and MI values were found in June 2003 (3.5 ± 0.71 and 8.70%) for S. aurata and March 2004 (4.0 ± 0 and 19.5%) for D. vulgaris.

Genetic diversity and antimicrobial susceptibility of motile aeromonads isolated from rainbow trout (Oncorhynchus mykiss, Walbaum) farms

ÖZER, Selmin | BULDUKLU, Sevim | TEZCAN, Seda | DÖNMEZ, Erdem | AYDIN, Esin | ASLAN, Gönül | EMEKDAŞ, Gürol

A total of 22 motile Aeromonas strains were detected in 48 (18.53%) of 259 fish and 6 (10.71%) of 56 water samples obtained from seven commercial rainbow trout (Oncorhynchus mykiss, Walbaum) farms in the province of Mersin, Turkey. These strains were identified by conventional microbiological techniques and by using an ID32GN system. Of these isolates 20 (91.3%) were identified as Aeromonas hydrophila and 2 (8.7%) as Aeromonas sobria. While 8 of the A. hydrophila strains were isolated from water samples, 12 isolates were from fish samples. Whereas A. hydrophila strains were found in all farms, A. sobria was detected in only two farms. Genetic diversity by arbitrarily primed polymerase chain reaction (AP-PCR) and antimicrobial sensitivity tests were carried out on eight A. hydrophila isolates obtained from water samples, and isolates from seven A. hydrophila and one A. sobria from fish samples. The AP-PCR band patterns of motile aeromonads demonstrated weak similarity to the A. hydrophila reference strain ATCC 7966. Five A. hydrophila strains in the water samples displayed genetic similarity, but three others were different. Aeromonas hydrophila isolates from fish samples possessed slight similarities, and A. sobria was genetically distant to all A. hydrophila...

Phenotypic and genetic homogeneity of Yersinia ruckeri strains isolated from farmed rainbow trout, Oncorhynchus mykiss (Walbaum), in Mersin Province, Turkey

ÖZER, Selmin | DÖNMEZ, Erdem | KOYUNCU, Erkin | SERİN, Mehmet Sami | ASLAN, Gönül | TEZCAN, Seda | AYDIN, Esin | EMEKDAŞ, Gürol

Twenty-four Yersinia ruckeri strains isolated from farmed rainbow trout, Oncorhynchus mykiss (Walbaum), in Mersin Province (Turkey) were investigated for phenotypic and genetic homogeneity by conventional microbiological techniques, the ID32GN system and arbitrarily primed polymerase chain reaction (AP-PCR). All isolates displayed phenotypic and genetic homogeneity by these techniques.

Mersin ilinde yetiştiriciliği yapılan Gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss, Walbaum) streptokokkozis varlığı

ÖZER, Selmin | DÖNMEZ, Erdem

Mersin ilinde faaliyet gösteren yedi Gökkuşağı alabalığı işletmesinde bir yıl süreyle 260 adet farklı büyüklüklerde balık örneği ve 56 adet su örneği Gram pozitif bakteri florası açısından klasik izolasyon ve identifikasyon yöntemleriyle incelenmiştir. İzolatların identifikasyonu ticari ID32Strep hızlı kiti (BioMerieux) ile yapılmıştır. Balık örneklerinin 63’ünde (%24.23) ve su örneklerinin 9’unda (%16.07) 59 adet Gram pozitif, katalaz ve oksidaz negatif kok izole edilmiştir. V. İşletmede yıl boyunca herhangi bir kokkal izolata rastlanmazken, işletmelerin hiçbirinde kış aylarında Gram pozitif, katalaz ve oksidaz negatif kok saptanmamıştır. Gram pozitif, katalaz ve oksidaz negatif kok izolatlar Aerococcus viridans, Enterococcus durans/hirae, Enterococcus faecium-1, Lactococcus garvieae, Lactococcus lactis lactis, Leuconostoc spp. ve Streptococcus anginosus olarak identifiye edilmiştir. Bu bakterilerinizole edildiği 62 balıktan 28’inde (%45.16) renkte kararma, gözde matlık, tek ya da çift taraftlı eksoftalmus, solungaçta kansızlık gibi hastalık belirtileri ve 7’sinde (%11.29) karaciğerde kanama ve anemi görülmüştür. Antibakteriyel duyarlılık testleri bu izolatların gentamisin, oksitetrasiklin, neomisin, enrofloksasin, eritromisin ve streptomisin’e duyarlı olduklarını gösterirken ...

Mersin ilinde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalık Oncorhynchus mykiss Walbaum larında streptokokkal etkenler ve antibakteriyel duyarlılıkları

Selmin Özer, Pınar Sevim Bulduklu, Ahmet Erdem Dönmez, Cafer erkin Koyuncu

Mersin ilinde faaliyet gösteren 7 Gökkuşağı alabalığı işletmesinde bir yıl süreyle 260 adet farklı büyüklüklerde balık örneği (bir yumurta) ve 56 adet su örneği Gram pozitif-katalaz negatif koklar yönünden klasik izolasyon ve identifikasyon yöntemleriyle incelenmiştir. İzolatların identifikasyonu ticari lD32Strep hızlı kiti (BioMerieux) ile yapılmıştır. Balık örneklerinin 63 ünde (%24.23)(biri yumurta) ve su örneklerinin 9,und a (%16,07) 58 adet Gram pozitif kaIa|az negatif kok izole edilmiştir. V. İşletmede yıl boyunca herhangi bir kokkal izolata rastlanmazken, kış aylarında işletmelerin hiçbirinde Gram pozitif_katalaz negatif kok saptanamamıştır. Gram pozitif-katalaz negatif kok izolatları Aeracoccus viridans, Enterococous clurans/hirae, Enterococcus faecium, Lactococcus garvieae, Lactococcus lactis /actls, Leuconostoc spp, Ve Streptococcus angino.sus olarak identifiye edilmiştir. Bu bakterilerin izole edildiği 62 balıktan 28 inde renkte kararma, gözde matlık, tek ya da çift taraflı eksoftalmus, solungaçta kansızlık gibi hastalık belirtileri ve 7 sinde karaciğerde kanama ve anemi görülmüştür. Antibakteriyel duyarlılık testleri bu izolatların sırasıyla Gentamisin, Tetrasiklin, Neomisin, Enrofloxacin, Eritromisin ve Streptomisin'e duyarlı ve çoğunun sulphametaxasol'e...

Mersin Bölgesinde Yetiştiriciliği Yapılan Bazı Akvaryum Balıkları (Poecilidae)'nda Rastlanılan Lernea cyprinaceae Linnaeus 1758 Enfeksiyonu

Ahmet Erdem Dönmez | Cafer Erkin Koyuncu

Bu araştırma Nisan - Ağustos 2002 tarihleri arasında Mersin Bölgesi’nde bir akvaryum işletmesinde Poecilidae familyasına ait balıklarda görülen ani ölümlerin nedenini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Balıkların deri, yüzgeç ve solungaç dokularından alınan parazitler laboratuvarda incelenmesi sonucunda ölümlere neden olan etmenin Lernaea cyprinacea (Linnaeus, 1758) olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada 110 adet balık incelenmiş olup, bunlardan 49 adetinin parazit ile enfeste olduğu saptanmıştır. Ayrıca parazitin morfolojik özellikleri ve balıklarda oluşturduğu semptomlar incelenmiştir. Balıklar Kloramin T (10 ppm / 1 saat / 3 gün) kullanılarak tedavi edilmiştir.

Mersin Bolgesinde Yetistiriciligi Yapilan Bazi Akvaryum Baliklari Poecilidae nda Rastlanilan Lernea cyprinaceae Linnaeus 1758 Enfeksiyonu

Cafer Erkin Koyuncu, Ahmet Erdem Dönmez

Bu araştırma Nisan - Ağustos 2002 tarihleri arasında Mersin Bölgesi’nde bir akvaryum işletmesinde Poecilidae familyasına ait balıklarda görülen ani ölümlerin nedenini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Balıkların deri, yüzgeç ve solungaç dokularından alınan parazitler laboratuvarda incelenmesi sonucunda ölümlere neden olan etmenin Lernaea cyprinacea (Linnaeus, 1758) olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada 110 adet balık incelenmiş olup, bunlardan 49 adetinin parazit ile enfeste olduğu saptanmıştır. Ayrıca parazitin morfolojik özellikleri ve balıklarda oluşturduğu semptomlar incelenmiştir. Balıklar Kloramin T (10 ppm / 1 saat / 3 gün) kullanılarak tedavi edilmiştir

Effects of Medium Concentration and Exposure Period on the Mercury Accumulation in Tissues of Cyrinus carpio L 1758

Mustafa Kalay, Ahmet Erdem Dönmez, Cafer Erkin Koyuncu

Mercury accumulation in different tissues of Cyprinus carpio was measured after exposing the fish to 25 and 50 ppb mercury for 15 and 30 days. At the end of experiments, gill, liver, spleen and brain tissues of fish were dissected separately. Dissected tissue samples were prepared with wet digestion for mercury analysis. Mercury concentration of samples was determined by cold vapor atomic absorption spectrophotometry. For all the tissues analyzed, mercury accumulation level displayed an increase, depending on the medium mercury content and exposure period. When compared to the other tissues, a more evident increase was reported in the mercury level of spleen tissue, especially in the 50 ppb medium mercury content. Among all the tissues analyzed, mercury level in the liver tissue is the lowest one among the other tissues

Effects of Medium Concentration and Exposure Period on the Mercury Accumulation in Tissues of Cyrinus carpio L 1758

Ahmet Erdem Dönmez, Cafer Erkin Koyuncu

Mercury accumulation in different tissues of Cyprinus carpio was measured after exposing the fish to 25 and 50 ppb mercury for 15 and 30 days. At the end ofexperiments, gill, liver, spleen and brain tissues of fish were dissected separately. Dissected tissue samples were prepared with wet digestion for mercury analysis. Mercury concentration of samples was determined by cold vapor atomic absorption spectrophotometry. For all the tissues analyzed, mercury accumulation level displayed an increase, depending on the medium mercury content and exposure period. When compared to the other tissues, a more evident increase was reported in the mercury level of spleen tissue, especially in the 50 ppb medium mercury content. Among all the tissues analyzed, mercury level in the liver tissue is the lowest one among the other tissues.

Effects of medium concentration and exposure period on the mercury accumulation in tissues of Cyprinus carpio (L.1758)

Mustafa Kalay, Ahmet Erdem Dönmez, Cafer Erkin Koyuncu

Mercury accumulation in different tissues of Cyprinus carpio was measured after exposing the fish to 25 and 50 ppb mercury for 15 and 30 days. At the end of experiments, gill, liver, spleen and brain tissues of fish were dissected separately. Dissected tissue samples were prepared with wet digestion for mercury analysis. Mercury concentration of samples was determined by cold vapor atomic absorption spectrophotometry. For all the tissues analyzed, mercury accumulation level displayed an increase, depending on the medium mercury content and exposure period. When compared to the other tissues, a more evident increase was reported in the mercury level of spleen tissue, especially in the 50 ppb medium mercury content. Among all the tissues analyzed, mercury level in the liver tissue is the lowest one among the other tissues.

Nil Tilapyasında Oreochromis niloticus Linnaeus 1758 FMC ve Malaşit Yeşilinin Sağaltım Dozlarının Oluşturduğu Strese Bağlı Olarak Bazı Kan Parametrelerinde Meydana Gelen Değişimler

Ahmet Erdem Dönmez, Mustafa Kalay, Ferbal Özkan, Cafer Erkin Koyuncu

Bu araştırma, Nil Tilapyası (Oreochromis niloticus, L., 1758)’nda FMC (formalin, malaşit yeşili ve metilen mavisi karışımı) ve malaşit yeşili’nin oluşturduğu sekonder stres gelişimine ilişkin bazı kan parametrelerinde oluşan değişimler gözlemek amacıyla yapılmıştır. Bu kimyasal maddeler, özellikle tatlısu balıkları yetiştiriciliğinde, sıklıkla profilaktik ve dezenfektan olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. FMC ve malaşit yeşili, 1 mg/lt konsantrasyonunda hazırlanmış ve balıklar bu konsantrasyonlara 10 ve 60’ar dakikalık sürelerle daldırılmışlardır. Uygulama sürelerini takiben serumda glikoz, kortizol, laktat, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, klor ve hematokrit değerleri değerlendirilmiştir. Nil tilapya’sında FMC etkisinde serum fosfor, magnezyum, potasyum iyonları ile glikoz, kortizol, laktat düzeyleri, malaşit yeşili etkisinde ise serum glikoz ve kortizol düzeyleri kontrol grubuna göre artan süreye bağlı olarak yükselmiştir

FMC ve malaşit yeşili sağaltım dozlarının Oreochromis niloticus (L., 1758)' un bazı kan parametrelerinde meydana getirdiği değişimler

DÖNMEZ, AHMET ERDEM | YILMAZ, FERBAL ÖZKAN | KOYUNCU, ERKİN

Bu araştırma, Nil Tilapyası (Oreochromis niloticus, L., 1758)’nda FMC (formalin, malaşit yeşili ve metilen mavisi karışımı) ve malaşit yeşili’nin oluşturduğu sekonder stres gelişimine ilişkin bazı kan parametrelerinde oluşan değişimler gözlemek amacıyla yapılmıştır. Bu kimyasal maddeler, özellikle tatlısu balıkları yetiştiriciliğinde, sıklıkla profilaktik ve dezenfektan olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. FMC ve malaşit yeşili, 1 mg/lt konsantrasyonunda hazırlanmış ve balıklar bu konsantrasyonlara 10 ve 60’ar dakikalık sürelerle daldırılmışlardır. Uygulama sürelerini takiben serumda glikoz, kortizol, laktat, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, klor ve hematokrit değerleri değerlendirilmiştir. Nil tilapya’sında FMC etkisinde serum fosfor, magnezyum, potasyum iyonları ile glikoz, kortizol, laktat düzeyleri, malaşit yeşili etkisinde ise serum glikoz ve kortizol düzeyleri kontrol grubuna göre artan süreye bağlı olarak yükselmiştir

Mersin Bölgesinde Yetiştiriciliği Yapılan Bazı Akvaryum Balıkları (Poecilidae)’nda Rastlanılan Lernea cyprinaceae (Linnaeus, 1758) Enfeksiyonu

Cafer Erkin Koyuncu, Ahmet Erdem Dönmez

Bu araştırma Nisan - Ağustos 2002 tarihleri arasında Mersin Bölgesi’nde bir akvaryum işletmesinde Poecilidae familyasına ait balıklarda görülen ani ölümlerin nedenini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Balıkların deri, yüzgeç ve solungaç dokularından alınan parazitler laboratuvarda incelenmesi sonucunda ölümlere neden olan etmenin Lernaea cyprinacea (Linnaeus, 1758) olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada 110 adet balık incelenmiş olup, bunlardan 49 adetinin parazit ile enfeste olduğu saptanmıştır. Ayrıca parazitin morfolojik özellikleri ve balıklarda oluşturduğu semptomlar incelenmiştir. Balıklar Kloramin T (10 ppm / 1 saat / 3 gün) kullanılarak tedavi edilmiştir

Poecilia reticulata'da Tespit Edilen Bazı Ektoparazitlerin Solungaç Dokuda Meydana Getirdiği Histopatolojik Değişiklikler

Cafer Erkin Koyuncu, Ahmet Erdem Dönmez

Bu araştırma 3 Eylül 2002-3 Eylül 2003 tarihleri arasında Mersin Bölgesi'nde Akvaryum balığı yetiştiriciliği yapan bir işletmede Poecilidae familyasına ait (Poecilidae reticulata) türünde rastlanan ektoparazitlerin solungaç dokularındaki histopatolojik değişiklikleri ortaya koymak için yapılmıştır. Araştırma boyunca her ay ortalama 10 adet olmak üzere değişik yaşlarda ve büyüklüklerde 120 adet balık ektoparazitler yönünden kontrol edilmiştir. araştırma sonucunda Lepistes balıklarının solungaçlarında Chilodonella hexasticha, Ichthyobodo necator, Trichodina negra, Gyrodactylus bullataridus, Dactylogyrus extensus parazitlerinin bulunduğu ve balıkların solungaçlarına yerleştiği belirlenmiştir. Parazitli balıklardan hazırlanan solungaç doku örneklerinin histopatolojik muayenesinde parazitlerin solungaç dokuya zarar verdiği saptanmıştır. Solungaç epitelinde hiperplazi oluşması nedeniyle balıklarda solunum sıkıntısı görülmüştür. Ayrıca balıklarda ödem ve hemorajiler oluşmuştur.

Mersin Körfezinde Yakalanan Sparus aurata L 1758 ve Mullus barbatus L 1758 un Kas ve Karaciğer Dokularındaki Kadmiyum Düzeylerinin Karşılaştırılması

Ahmet Erdem Dönmez | Cafer Erkin Koyuncu

Mersin Körfezi'nden yakalanan Sparus aurata (L. 1758) ve Mullus barbatus (L. 1758) türü balıkların kas ve karaciğer dokularındaki kadmiyum düzeyleri belirlenerek karşılaştırılmıştır. Doku örneklerindeki kadmiyumun analizinde atomik absorbsiyon spektrofotometresi kullanılmıştır. Her iki türde de kas dokusuna göre karaciğer dokusunun daha fazla kadmiyum içerdiği belirlenmiştir. M. barbatus'un kas dokusunda daha fazla kadmiyum ölçüldüğünden, kas dokusu kadmiyum düzeyi bakımından türler arasındaki fark istatistik ayrım gösterecek düzeydedir. Bu çalışma sonucu kas ve karaciğer dokularında ölçülen ortalama ve minimum-maksimum kadmiyum düzeyleri (µg/g k.a.) sırasıyla S. aurata için 3,35±0,18 (1,688-5,718) ve 5,22±0,35 (2,457-10,324); M. barbatus için ise 4,78±0,17 (3,106-7,952) ve 5,27±0,29 (2,531-10,746) olarak belirlenmiştir.

Mersin Korfezinde Yakalanan Sparus aurata L 1758 ve Mullus barbatus L 1758 un Kas ve Karaciger Dokularindaki Kadmiyum Duzeylerinin Karşilaştirilmasi

Mustafa KALAY | Koyuncu Cafer Erkin | Dönmez Ahmet Erdem

Mersin Körfezi'nden yakalanan Sparus aurata (L. 1758) ve Mullus barbatus (L. 1758) türü balıkların kas ve karaciğer dokularındaki kadmiyum düzeyleri belirlenerek karşılaştırılmıştır. Doku örneklerindeki kadmiyumun analizinde atomik absorbsiyon spektrofotometresi kullanılmıştır. Her iki türde de kas dokusuna göre karaciğer dokusunun daha fazla kadmiyum içerdiği belirlenmiştir. M. barbatus'un kas dokusunda daha fazla kadmiyum ölçüldüğünden, kas dokusu kadmiyum düzeyi bakımından türler arasındaki fark istatistik ayrım gösterecek düzeydedir. Bu çalışma sonucu kas ve karaciğer dokularında ölçülen ortalama ve minimum-maksimum kadmiyum düzeyleri (μg/g k.a.) sırasıyla S. aurata için 3,35±0,18 (1,688-5,718) ve 5,22±0,35 (2,457-10,324); M. barbatus için ise 4,78±0,17 (3,106-7,952) ve 5,27±0,29 (2,531-10,746) olarak belirlenmiştir

Tilapia nilotica L 1758 nin Solungac ve Karaciger Dokularindaki Mangan Demir ve Cinko Duzeyleri Uzerine Bakirin Etkisi

Ahmet Erdem Dönmez, | Cafer Erkin Koyuncu

Tilapia nilotica (L., 1758) 7 ve 14 günlük sürelerle 2,0 ve 4,0 ppm bakır ortam derişimlerinde tutularak, bakırın karaciğer ve solungaç dokularındaki mangan, demir ve çinko elementleri düzeyine etkisi belirlenmiştir. Yaş yakma yöntemi ile analize hazırlanan doku örneklerinin element düzeyleri, atomik absorpsiyon spektrofotometresi yardımıyla kuru ağırlık olarak hesaplanmıştır. Bakır, solungaç dokusuna göre karaciğer dokusu element düzeyini daha fazla etkilemiştir. Ancak solungaç dokusu demir düzeyi 14. günde 4 ppm ortam derişiminde, çinko düzeyi ise 7. günde aynı ortam derişiminde istatistik ayrım gösterecek şekilde değişmiştir. Genel anlamda bakır karaciğer dokusundaki mangan, demir ve çinko elementleri düzeyinde artışa neden olmuştur.

Tilapia nilotica L 1758 nin Solungac ve Karaciger Dokularindaki Mangan Demir ve Cinko Duzeyleri Uzerine Bakirin Etkisi

Kalay Mustafa | Dönmez Ahmet Erdem | Koyuncu Cafer Erkin

Tilapia nilotica (L., 1758) 7 ve 14 günlük sürelerle 2,0 ve 4,0 ppm bakır ortam derişimlerinde tutularak, batarın karaciğer ve solungaç dokularındaki mangan, demir ve çinko elementleri düzeyine etkisi belirlenmiştir. Yaş yakma yöntemi ile analize hazırlanan doku örneklerinin element düzeyleri, atomik absorpsiyon spektrofotometresi yardımıyla kuru ağırlık olarak hesaplanmıştır. Batar, solungaç dokusuna göre karaciğer dokusu element düzeyini daha fazla etkilemiştir. Ancak solungaç dokusu demir düzeyi 14. günde 4 ppm ortam derişiminde, çinko düzeyi ise 7. günde aynı ortam derişiminde istatistik ayrım gösterecek şekilde değişmiştir. Genel anlamda batar karaciğer dokusundaki mangan, demir ve çinko elementleri düzeyinde artışa neden olmuştur.

Mersin Yöresinde Ekonomik Değere Sahip Çipura Sparus aurata L.,1758 Barbun Mullus barbatus L.,1758 ve Kefal Mugil cephalus L.,1758 Türlerinde Bakır Çinko ve Kadmiyum Birikimi

Ferbal Özkan, Mustafa Göçer, Fahri Karayakar, Cafer Erkin Koyuncu, Ahmet Erdem Dönmez, Baybars Sağlamtimur

Bu çalışmada İçel iline bağlı Mersinı Limanı, Karaduvar, Erdemli'den yakalanan Mullus barbatus, Mugil cephalus, Sparus aurata türlerinin kas, solungaç ve karaciğer dokulanndaki çinko, bakır ve kadmiyum ağır metallerinin birikim düzeyleri ile birikim bakımından türler ve istasyonlar arasındaki ayrım belirlenmiştir. Hazırlannı doku örneklerindeki ağır metal düzeyleri atomik absorbsiyon spektrofotometresinde ölçülmüştür. Kas ve solungaç dokusunda saptanan çinko ve bakır miktarları FAO tarafından kabuİ edilen sınırlar içerisinde olmasına karşın incelenen tüm dokularda kadmiyum birikim düzeyleri FAO tarafindan kabul edilen değerden daha yüksektir.