Hakan Atay Hakan Atay İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
Araştırmacının yayınlarını daha detaylı bir şekilde aramak veya filtrelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

"The Literary Turn: Comparative Literature as Deconstructive Pedagogy"

Hakan Atay | Hivren Demir Atay

Deconstruction as a mode of thinking has long informed Comparative Literature studies, especially through the influence of the Yale School in the 1970s. Having always been exposed to criticism for performing unworldly readings, blurring real and political problems, and using theoretical jargon with no practical consequences, deconstruction is now considered an obsolete style of approaching literary texts. More than two decades after the death of Jacques Derrida (1930-2004), the most prominent philosopher of deconstruction, this article questions the assumed tension between theory and praxis in the studies of Comparative Literature. It argues that problematizing the structure of representation, as Comparative Literature scholar Christopher Fynsk (b. 1952) suggested, has practical consequences in the long run. Departing from Fynsk’s ideas and engaging in the relevant thoughts of Maurice Blanchot (1907-2003) and Jean-Luc Nancy (1940-2001), who inspired Fynsk considerably, the article aims to show that carrying the studies of different literatures beyond thematic analyses may constitute an important phase in the dislocation of common sense. The possibility of such a dislocation might enable Comparative Literature to dwell in the world with a renewed attention to the different meaning...

Taklitteki Gerçek: Graham Harman'ın Felsefesinde Metafor ve Mimesis

Hakan Atay

Amerikalı filozof Graham Harman (d. 1968) nesne yönelimli ontoloji (kısaca NEYO) adını verdiği felsefesinde metafor ve mimesis kavramlarına yeni işlevler kazandırıyor. Her şeyi nesneler ve nitelikler arasındaki gerilimle açıklama iddiasındaki bu felsefede metafor, estetik deneyim üretiminin olanaklı yollarından birine dönüşürken mimesis, söz konusu üretimin olmazsa olmaz koşulu hâline geliyor. Fenomenoloji geleneğinden beslenerek düşüncesini olgunlaştıran Harman’a göre gerçeğe erişmenin dolaylı da olsa tek yolu estetik deneyimden geçtiği için bu iki kavram, felsefi araştırmanın merkezine yerleşiyor. Metafor, duyusal nesnelerle, yani ancak gerçek bir nesneyle karşılaşmaya bağlı olarak var olan nesneler ile duyusal nitelikler arasındaki gerilimi kullanarak gerçek bir nesneyi ima etme becerisi olarak tanımlanıyor. Mimesis ya da taklit ise saklı hâlde bulunan, geri çekilen, kendini esirgeyen gerçek nesnenin yerini alma, o gerçek nesneye dönüşme zorunluluğu olarak yeniden anlamlandırılıyor. Harman, böylece klasik mimesis anlayışlarının karşısına yeni bir taklit modeli çıkarıyor. Bu makale, düşünürün “A New Sense of Mimesis” (Yeni Bir Mimesis Anlayışı) yazısından hareketle söz konusu modeli tartışmaya açıyor. Ayrıca Harman’ın yeni modelden yola çıkarak ironiye g...

"Turning the Screws on a Life: A Literary Experiment with Fitzgerald, Wilson, and James"

Hakan Atay | Hivren Demir Atay

French philosopher Gilles Deleuze often expresses his belief in the power of experimentation in writing and praises Anglo-American literature for its venture into experimenting with lives. According to him, reading a long list of Anglo-American writers, including Henry James and F. Scott Fitzgerald, shows us that the sense of a life cannot be grasped, as it is full of unknown materials and their obscure, immaterial effects. Deleuze argues that healthy writers, having faced the impossibility of encompassing the entirety of a life, create lines of flight, move along with them, and discover worlds that enable themselves to transform. Then writing, as a process of becoming, turns out to be impersonal, while cracks and ruptures, often considered failures in life, appear as opportunities for literary creativity. This article will first explain why Deleuze views Fitzgerald’s The Crack-Up as a literary experiment with a life by focusing on his views on the impersonality of writing. Then drawing attention to Fitzgerald’s reference to American critic Edmund Wilson as his intellectual conscience, the article will attempt a speculative experiment with Wilson’s comments on James’s “The Turn of the Screw.” It will argue that Wilson’s sense of the text’s ambiguity, which is discussed by Shoshan...

"Bir Edebi Fikir Olarak Terslik: Fernando Pessoa'nın Modernizminde Edgar Allan Poe'nun İzleri"
"Perversity as a Literary Idea: Traces of Edgar Allan Poe in Fernando Pessoa's Modernism"

Hakan Atay | Hivren Demir Atay

Portekizli şair ve yazar Fernando Pessoa, farklı isim ve kimliklerle oluşturduğu külliyatıyla yirminci yüzyıl modernist edebiyatının en önemli figürleri arasında yer almıştır. Yaşarken yayımladığı yapıtlarının yanında, ölümünden sonra birkaç sandıktan çıkan ve zaman içerisinde okurla buluşan el yazmaları da Pessoa’nın iyi bir dünya edebiyatı okuru olduğunu açıklıkla gösterir. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Güney Afrika’da İngilizce öğrenim gördüğü için Anglo-Amerikan edebiyatına özel bir ilgi duyan Pessoa, hayatı boyunca Amerikalı şair ve yazar Edgar Allan Poe’yu okumayı sürdürmüş, Poe’nun kimi yapıtlarını Portekizceye çevirmiş, kimi öykülerini çağrıştıran öyküler kaleme almıştır. Bu yazı, Poe’nun bir kompozisyon felsefesi oluştururken ortaya koyduğu terslik fikriyle Pessoa’nın modernist edebiyat anlayışı arasında önemli geçişler olduğunu öne sürmektedir. Poe’nun “Terslik Şeytanı” ve Pessoa’nın “Şeytanın Saati” öykülerinde terslik fikri şeytan figüründe somutlaşır ve anlatıların dinamiği tersliği edebî yaratıcılıkla ilişkilendirmemizi sağlar. Bu ilişkinin izini sürmek amacıyla söz konusu iki öyküye odaklanan ancak Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı ve Poe’nun Eureka, “Boşboğaz Yürek”, “Kara Kedi”gibi yapıtlarından da yararlananan yazı, Pessoa’nın modernizminin önemli öğ...