Mustafa Aydın Mustafa Aydın İLAHİYAT FAKÜLTESİ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ HADİS ANABİLİM DALI Hadis Anabilim Dalı
Araştırmacının yayınlarını daha detaylı bir şekilde aramak veya filtrelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Müdrec Hadisler ve Değeri

MUSTAFA AYDIN

Sünnet, İslâm’ın ikinci temel kaynağı olup, Kur’ân’ın ha-yata geçirilmiş bir tefsiri olarak Müslümanların günlük ha-yatında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Hz. Peygamber, ilâhî vahyi yalnızca tebliğ etmekle kalmamış, onu bizzat uygula-yarak bütün Müslümanlar için Kur’ân’da ifade edildiği üze-re “üsve-i hasene” (güzel bir örnek) olmuştur. Bu nedenle, sünnetin doğru bir şekilde anlaşılması ve uygulanması, İslâmî ilimler ve dolayısıyla Müslümanlar açısından son de-rece önemlidir. Çünkü hadislerin sıhhati, sünnetin güvenilir-liği açısından büyük bir öneme sahiptir. Rivâyet esnasında hadislerin isnadına veya metnine etki eden râvi tasarrufları hadisin sıhhatini doğrudan etkileyen hususlardandır. Bunlardan bir kısmını hadise sonradan ek-lenen sözler oluşturmaktadır. Bu bağlamda bir hadise yapı-lan ilavelere idrâc, bu şekilde rivâyet edilen hadislere ise müdrec hadis denir. Müdrec hadislerin tespit edilmesi ve de-ğerlendirilmesi, Hz. Peygamber’in sözleri ile râvilerin sözle-rinin birbirinden ayrılması açısından önemli bir konudur. Zira, râvilerin sözlerinin farkedilmeden Hz. Peygamber’in sözü ile karıştırılarak nakledilmesi çeşitli açılardan problem-lere yol açabilmektedir. Bu çalışmada, hadislerin doğru anlaşılması açısından son derece önemli olan müdrec hadis konusu, Hatîb el-Bağdâ-d...

Tahiyyat Duası ile İlgili Rivâyetlerin İsnad ve Metin Tahlili

MUSTAFA AYDIN

Namaz, bir insanın yaratılış gayesine uygun olarak Yüce Allah’a kulluğunu gösterebileceği, İslâm dininin en önemli ibadetlerinden birisidir. Namaz ibadetinin gerek kılınış şekli olarak gerekse okunacak sure ve dualar açısından birtakım kuralları vardır. Dolayısıyla namazın geçerli olabilmesi için bu kuralların yerine getirilmesi gerekmektedir. Namaz kılarken ellerin kaldırılması uygulamasında olduğu gibi okunacak dualar noktasında da mezheplerin uygulamalarından kaynaklı birtakım farklılıklar bulunabilmektedir. Bu dualardan bir tanesi de Tahiyyat duasıdır. Bu çalışmanın amacı Tahiyyat duasının okunuşuna yönelik mezheplerin farklı uygulamalarına kaynak teşkil eden rivâyetleri tespit etmek, isnad ve metin açısından incelemek ve değerlendirmektir. Çalışmada araştırma yöntemi kullanılmıştır. Buradan hareketle mezheplerin, Tahiyyat duasının okunuşu ile ilgili olarak delil aldığı rivâyetleri tespit edebilmek için dört mezhebin kendi aslî kaynaklarına müracaat edilmiştir. Çalışmanın sınırlarını aşmamak için Mâlikî mezhebinin uygulaması da dikkate alınarak Sahihayn ve el-Muvatta’da yer alan rivâyetlerin tespiti yapılmış ve rivâyetlerin isnadı incelenmiştir. Daha sonra farklı senedlerle gelen rivâyetlerin metin yönünden tahlili yapılmış ve metindeki farklılıklar ortaya konulmuştur. İsnad ...

Reşîd Rızâ ve Hadis (Neo-Selefîlik Ekolü)

MUSTAFA AYDIN

Geçmişten günümüze baktığımızda Müslümanların sıkıntıya düştükleri dönemlerde çözüm arayışına girişen Mihne sürecinde Ahmed b. Hanbel (öl. 241/855), Haçlı seferleri ve Moğol istilası döneminde İbn Teymiyye (öl. 728/1328) ve İbn Kayyim (öl. 751/1353) gibi bazı şahsiyetler, mücadeleleriyle hep ön plana çıkmıştır. 13./19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’nın güç kaybetmesiyle birlikte Batı’nın siyasi, askerî, ekonomik vb. her alanda gözle görülür yükselişi sonrası Müslümanlar, içinde bulundukları durumdan kurtulmanın çaresini aramaya başlamışlardır. Bu dönemde ise dikkat çeken isimler Cemaleddin Efgânî (1838- 1897), Muhammed Abduh (1849-1905) ve Muhammed Reşîd Rızâ’dır (1865-1935). Özellikle bu sıkıntılı dönemlerde bid‘at ve hurafelerden uzak dinin en saf ve duru halinin yaşandığı geçmişe özlem, toplumsal hastalıkların en iyi tedavi aracı olarak görülmüştür. Bu üç isim de çözüm arayışlarında yeni selefîlik düşüncesi adıyla isimlendirilen bir anlayışı savunmuşlardır. Amacı Müslümanları taklitçilikten kurtarıp İslâm’ın özüne döndürmek, ahlakî, kültürel ve siyasi yönden iyileştirmek olan bu yeni anlayış, akla, ilme ve teknik gelişmelere önem vermeleriyle klasik selefiyyeden farklılık arzetmektedir. Reşîd Rızâ, otuz altı yıl boyunca düzenli olarak çıkardığı Menâr Dergisi...

Namazda Ellerin Kaldırılmasına Dair Rivâyetlerin İsnad Açısından Değerlendirilmesi

MUSTAFA AYDIN

Namaz, İslâm dininin en önemli ibadetlerinden birisidir. Namazın kılınışı esnasında mezheplerin görüşlerinden kaynaklı birtakım farklılıklar bulunmaktadır. Bunlardan en dikkat çekici olanı ise namazda ellerin kaldırılması uygulamasıdır. Bu çalışmanın amacı namazda ellerin ne zaman kaldırılması gerektiğine yönelik mezheplerin farklı uygulamalarına kaynak teşkil eden rivâyetleri tespit etmek, isnad açısından rivâyetlerin sıhhat durumunu incelemek ve değerlendirmektir. Çalışmada araştırma yöntemi bağlamında öncelikli olarak mezheplerin görüşlerini ve delillerini tespit edebilmek için, her mezhebin kendi aslî kaynaklarına müracaat edilmiştir. Buradan elde edilen verilerle delil olarak kullanılan rivâyetler belirlenmiştir. Çalışmanın sınırlarını aşmamak için en temel hadis kaynakları olan Kütüb-i sitte özelinde rivâyetlerin isnadları incelenmiştir. Bu inceleme esnasında cerh-ta‘dîl, tabakât ve ricâl kitaplarından yararlanılmıştır. Daha sonra ise mukayeseli bir değerlendirme yapılmıştır. Namaza başlamak için tekbir alırken (iftitah tekbiri) ellerin kaldırılması hususunda herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte iftitah tekbiri dışında ellerin kaldırılıp kaldırılmaması hususunda uygulamada başlıca iki noktada farklılıklar bulunmaktadır. Hanefî ve Mâlikîler...

Abdullah b. Mübârek

MUSTAFA AYDIN

Abdullah b. Mübârek

Sahâbe Tanımı ve Adâlet Anlayışı Bağlamında Büsr b. Ebû Ertât’ın Durumu

MUSTAFA AYDIN

Öz: Sahâbe, Hz. Peygamber’le görüşen ve İslam’ın iki temel kaynağını bizzat ondan öğrenerek sonraki nesillere aktaran rivâyet zincirinin ilk ve en önemli halkasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada sahâbenin tanımı ve adâleti konusundaki görüş ve tartışmalar bağlamında Büsr b. Ebû Ertât’ın durumu incelenmiştir. “Nebî (sas) hayatta iken O’nu müslüman olarak gören ve müslüman olarak vefat eden kimse” şeklindeki sahâbe tanımının her ne kadar genel kabul görmüş olduğu ifade edilse de usûl âlimlerinin Hz. Peygamber’le bir müddet birliktelik geçirmeden her görenin sahâbî olarak kabul edilemeyeceği görüşü de önem arzetmektedir. Bir hadis terimi olarak Adâlet kavramı, râvinin güvenilir, doğru sözlü olması ve itibarını zedeleyecek söz ve davranışlardan uzak durması (mürûet) gibi durumları ifade etmek için kullanılmaktadır. Dolayısıyla bir hadisin sıhhatinin tespitinde ilk şart râvisinin adâlet sahibi olması gerektiğidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre sahâbenin tamamı -Hz. Peygamber adına bilerek yalan söylemekten uzak olmalarından hareketle- âdil olarak kabul edilmekte ve dolayısıyla onlar adâletleri yönünden herhangi bir araştırmaya tabi tutulmamaktadır. Bununla birlikte bazı âlimler bu çalışmada da ele alınan Büsr b. Ebû Ertât örneğinde olduğu gibi bazı sahâbilerin k...

Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Fasl li’l-Vasli’l-Müdrec fi’n-Nakl’i Bağlamında Müdrec Hadisler ve Değeri

MUSTAFA AYDIN

Öz İslam’ın ikinci kaynağı Sünnet’in yazılı vesikaları olan hadislerin sıhhatinin tesbiti son derece önemlidir. Hadis Usûlü alimleri sıhhat açısından hadisleri Sahih, Hasen ve Zayıf diye kategorilere ayırmışlardır. Bir hadisin isnadına, metnine ya da hem isnad hem de metnine râvisî tarafından yapılan ilaveye idrâc ve bu şekilde rivayet edilen hadislere de müdrec hadis adı verilmektedir. Âlimler tarafından zayıf hadisler içerisinde ele alınan müdrec hadisin bilinmesi, nerede ve nasıl bir idrâcın olduğunun tespit edilmesi, hadis ilmi açısından oldukça önemlidir. Çünkü râvilerin sözüyle Hz. Peygamber'in sözünün birbirinden ayırt edilmesi gerekmektedir. Nitekim bazen hadiste geçen râvîye ait bir söz, Hz. Peygamber’e ait zannedilmiş ve buna göre farkında olunmadan hadisten, râvînin sözüyle hüküm çıkarılmıştır. Bunun sonucunda da bazı müdrec hadisler, fıkhî ve itikâdî konularda önemli problemlere yol açmıştır. Dikkat edilmesi gereken nokta da detaylı bir araştırma yapmadan bir hadiste idrâcın meydana gelip gelmediğini anlayabilmenin oldukça güç olduğudur. Bu açıdan müdrec konusu, isnâd ve metin tenkidi ile yakından ilgilidir. Bu çalışmamızda müdrec hadis hususunda karşımıza çıkan ilk müstakil eser olan Hatîb el- Bağdâdî’nin, “el-Faslu li’l- Vasli’l- Müdrec fi’n-...

Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Fasl li’l-Vasli’l-Müdrec fi’n-Nakl’i Bağlamında Müdrec Hadisler ve Değeri

Mustafa Aydın

İslam’ın ikinci kaynağı Sünnet’in yazılı vesikaları olan hadislerin sıhhatinin tesbiti son derece önemlidir. Hadis Usûlü alimleri sıhhat açısından hadisleri Sahih, Hasen ve Zayıf diye kategorilere ayırmışlardır. Bir hadisin isnadına, metnine ya da hem isnad hem de metnine râvisî tarafından yapılan ilaveye idrâc ve bu şekilde rivayet edilen hadislere de müdrec hadis adı verilmektedir. Âlimler tarafından zayıf hadisler içerisinde ele alınan müdrec hadisin bilinmesi, nerede ve nasıl bir idrâcın olduğunun tespit edilmesi, hadis ilmi açısından oldukça önemlidir. Çünkü râvilerin sözüyle Hz. Peygamber'in sözünün birbirinden ayırt edilmesi gerekmektedir. Nitekim bazen hadiste geçen râvîye ait bir söz, Hz. Peygamber’e ait zannedilmiş ve buna göre farkında olunmadan hadisten, râvînin sözüyle hüküm çıkarılmıştır. Bunun sonucunda da bazı müdrec hadisler, fıkhî ve itikâdî konularda önemli problemlere yol açmıştır. Dikkat edilmesi gereken nokta da detaylı bir araştırma yapmadan bir hadiste idrâcın meydana gelip gelmediğini anlayabilmenin oldukça güç olduğudur. Bu açıdan müdrec konusu, isnâd ve metin tenkidi ile yakından ilgilidir. Bu çalışmamızda müdrec hadis hususunda karşımıza çıkan ilk müstakil eser olan Hatîb el- Bağdâdî’nin, “el-Faslu li’l- Vasli’l- Müdrec fi’n-Nakl” ...