Meryem Şahin Meryem Şahin DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ Çocuk Diş Hekimliği
  • Varyant
    -
  • E-Posta
    meryem.sahin@mersin.edu.tr
  • Web Sitesi
    -
  • Durum
    -
  • Ünvan
    Dr.Öğr.Üyesi
  • YÖK Araştırmacı No
    JYQ-3953-2024
Araştırmacının yayınlarını daha detaylı bir şekilde aramak veya filtrelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Use of dental photography in pediatric dentistry practice

Sahin, Meryem

This study assesses how pediatric dentists currently use dental photography in clinical practice,including the frequency, reasons, challenges faced, coping strategies, equipment used, and to examinedifferences based on gender, institution, title, and experience. An online survey with 29 questions,created using Google Forms, was distributed to 195 specialists, research assistants, and academiciansin pediatric dentistry from January to June 2025. Pediatric dentists who volunteered and completedthe survey were included in the study. Results were analyzed with IBM SPSS Statistics Version 21.Dental photography was used in pediatric dentistry to a limited extent, especially in trauma cases,and more frequently in university hospitals. The main challenges were cooperation and anatomicallimitations. Although photography appeared to have no significant effect on child behavior, itenhanced communication with parents. While smartphone cameras were more widely used (p = 0.008),specialized lenses (p = 0.001) and alternative lighting equipment (p = 0.006) were less commonlyused by female dentists. However, experienced dentists (p = 0.007) and academicians (p = 0.043)demonstrated higher awareness of data privacy. This research highlights the importance of evaluatingdental photography practices a...

Parental knowledge and consumption of probiotics: a cross-sectional study in a pediatric dentistry clinic in Turkey

Sahin, Meryem

Background: This study aimed to assess parental knowledge and consumption habits regarding probiotic products in a paediatric dentistry setting. Methods: A 23-item questionnaire was administered to 352 parents who visited the Mersin University Paediatric Dentistry Clinic between October 2023 and March 2024. Power analysis was conducted using the GPower 3.1 package program with a 95% confidence level, a medium effect size, and an 80% power value. Data were analysed using IBM SPSS Statistics V23. Results: Parental knowledge of probiotics increased significantly with educational level, with mothers demonstrating higher awareness than fathers (p < 0.001). Most parents identified probiotics as beneficial (p = 0.006), primarily for digestive and intestinal health, while many also recognized their positive effects on oral health, particularly in preventing dental caries. Parents were indecisive regarding the co-administration of probiotics with antibiotics. Most parents reported giving their children probiotic products once a day, with a lack of knowledge being cited as the main reason for non-use. Brand and content were the most influential factors in purchasing decisions. Yoghurt was the most commonly given probiotic food, followed by kefir and pickles, with a greater preference obser...

Evaluation of Dentist Preferences Among Children Aged 3–10 Years

Sahin, Meryem | Gonulal, Oyku Peker

Aim To determine children’s expectations regarding their dentist preferences, considering age and sex differences, and evaluate the results in terms of their communication with dentists. Study Design A cross-sectional study conducted at the Mersin University Pediatric Dentistry Clinic. Methods This study included 250 paediatric patients aged 3–10 years who presented to the Mersin University Pediatric Dentistry Clinic. Patients without comprehension or speech problems who were willing to participate were selected. The questionnaire consisted of 10 questions, with age-appropriate, easy-to-understand visuals created using the artificial intelligence-assisted Midjourney program. Results Children aged 3–10 years preferred a dentist of the same sex who was young, wore a white coat, greeted them while sitting down, and used protective equipment. Preference for plain or patterned uniforms differed between children aged 3–6 and 7–10 years. Although girls aged 3–6 years mostly preferred bright colours and boys preferred pale colours, children aged 7–10 years generally preferred bright colours. Statistics The data were analysed using IBM SPSS Statistics version 21. Chi-square test was performed to assess differences in preferences based on age and sex. Conclusions Physi...

Dental Photography

Sahin, Meryem | Dogan, Sercan

Photography is basically the art of imaging and recording these images. Dental photography is a sub-branch of this, and has facilitated and improved the daily dental clinical practice of dentists with modern equipment and advanced technologies. It ensures that the documents are aesthetically perfect for more effective and beneficial use from a clinical perspective. Visual documentation allows the dentist to better understand the patient and evaluate the treatment process, while at the same time increasing patient motivation. It plays a critical role in supporting diagnosis and treatment planning, patient-doctor communication, educational processes and marketing. It has been reported to be used in many areas such as oral hygiene motivation, legal documentation and communication with the laboratory. Thus, the use of dental photography has become increasingly widespread and has become an indispensable part of modern dentistry.

Yolk sac tümörüne sahip çocuk hastaya dental yaklaşım

Sahin, Meryem | Ozer, Uygar

Amaç: Yolk sac tümörü; Yolk kesesinin gerilememesi ve hücrelerin farklılaşmaması sonucu anormal şekilde çoğalarak büyümesinden kaynaklanan bir germ hücreli tümördür. Genellikle yenidoğanların testislerinde veya yumurtalıklarında görülmekle beraber; nadir olarak sakrokoksigeal, retroperitonal ve ekstragonadal bölgelerden kaynaklanır. Özellikle infantlarda en sık sakrokoksigeal yerleşim gözlenmektedir. Bu tümörün esas olarak yenidoğan ve ergenlik dönemindeki kız çocuklarında ortaya çıkması nedeniyle, fertilitenin korunması açısından önemlidir. Bu hastalarda birçok sistemik hastalık görülebilmekte; enfeksiyona yatkınlık artmaktadır. Tedavilerin ve ilaçların yan etkileri sonucunda sıklıkla ağız kuruluğu, mukozitis, çürük sayısında artış ve dişeti problemlerine rastlanmaktadır. Olgu Sunumu: Anamnezinde konjenital olarak sakrokoksigeal yerleşimli yolk sac tümörüne sahip olduğu, 5 yıl önce kemoterapi aldığı ve bu duruma epilepsi ile mitral kapak prolapsusunun da eşlik ettiği öğrenilen 6 yıl 8 aylık kız çocuk hasta kliniğimize dişlerinde ağrı ve kararma şikayetleri ile başvurmuştur. Yapılan klinik ve radyolojik muayene sonucu yaygın çürüklere rastlanmıştır. Çocuk kardiyoloji, nöroloji ve onkolojiden istenilen konsültasyon sonrasında antibiyotik profilaksisi eşliğinde diş ta...

Çocuk Diş Hekimliğinde İndirekt Restorasyonlar

Sahin, Meryem | Dogan, Sercan

Çocuklarda diş çürüklerinin görüldüğü süt dişleri ve genç daimi azı dişler, çiğneme fonksiyonu, beslenme, oklüzyon, vücut gelişimi ve yaşam kalitesi açısından önemli bir rol oynamaktadır (Kuru & Ertuğrul, 2024: 59-64). Bu nedenle, söz konusu dişlerin mümkün olduğunca korunması ve ağızda tutulması gerekmektedir. Özellikle süt dişlerinde sert doku tabakasının ince ve düşük mineralizasyon düzeyine sahip olması, genç daimi dişlerde ise kron kalsifikasyonunun henüz tamamlanmamış olması, çürük lezyonlarının hızlı ilerlemesine neden olmaktadır. Bu durum, pulpa hastalıkları, ileri düzeyde kron harabiyeti ve dolayısıyla dişte fonksiyon kaybına yol açabilecek ciddi komplikasyonların gelişmesine zemin hazırlamaktadır (Üstün & Koruyucu, 2021: 113- 123). Çocuk diş hekimliğinde çürük lezyonlarının restoratif tedavisinde, rezin kompozitler ve cam iyonomer esaslı materyaller yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ancak özellikle tüberkül tepeleri gibi oklüzal stresin yoğunlaştığı bölgeleri içeren kavite tiplerinde, bu materyaller yeterli dayanıklılığı sağlayamamaktadır. Geleneksel rezin kompozitlerle yapılan restorasyonlarda yüksek oranda polimerizasyon büzülmesinin görülmesi ise sekonder çürük gelişimine neden olabilmektedir. Bu sebeple, aşırı kron harabiyeti bulunan dişlerin rest...

Bukalemun etkili üniversal kompozit rezinlerin renk stabilitesi ve yüzey pürüzlülüğünün incelenmesi

Sahin, Meryem

AMAÇ: Bukalemun etkili dört üniversal kompozit rezinin farklı solüsyonlar altındaki renk stabilitesini ve yüzey pürüzlülüğünü değerlendirmektir. YÖNTEM: 7 mm çap- 1 mm yükseklikte 72 adet kompozit rezin (G-ænial A’CHORD, GC, Japonya; Neo Spectra® ST HV, Dentsply Sirona, Almanya; 3M™ Filtek™ Easy Match, 3M ESPE, Amerika; Admira Fusion X-Tra, Voco, Almanya) örneği hazırlandı. LED ışık cihazıyla (LY-B200, Phoenix, Çin) polimerize edildi. Polisaj diskleri (Sof-LexTM, 3M ESPE, Amerika) ile polisajları tamamlandı. Örnekler iki test grubuna (Kola, CocaCola Company, Amerika; Link, Ülker, Türkiye) ve bir kontrol grubuna (distile su) ayrıldı (n=6). Örnekler 37°C’de bir inkübatörde 144 saat boyunca solüsyonlarla renklendirildi. Renklendirmeden sonra polisaj işlemleri tekrarlandı. Renk, CIEDE2000 sisteme göre spektrofotometre cihazıyla (VITA Easyshade® V, Bad Säckingen, Almanya), yüzey pürüzlülüğü ise profilometre cihazıyla (Mitutoyo SJ-410, Kawasaki, Japonya) renklendirme öncesi, renklendirme sonrası ve yeniden polisaj sonrası ölçüldü. Lisanslı IBM SPSS 21 paket programı ile analiz edildi. BULGULAR: Renklendirme sonrası en yüksek renk değişimi gösteren solüsyon Link, yeniden polisaj sonrası ise Kola olmuştur (p>0.05). İlk ve son ölçüm arası en yüksek renk değişimini Admira (p

Çocuklarda Molar Keser Hipomineralizasyonu Genel Bir Bakış

Sahin, Meryem

D!"!n m!nes!nde meydana gelen defektler, kalıtsal, ed!n!lm!", lokal ve s!stem!k olarak b!rçok et!yoloj!k faktöre baglıdır. Amelogenez a"amasında, m!ne dokusunda olu"an hasar bazı deg!"!kl!klere neden olab!lmekted!r. Amelogenez, genet!k faktörler!n kontrolü altında olmasına ragmen s!stem!k ve çevresel faktörlerden etk!leneb!lmekted!r. Genet!k özell!kler, amelogenez sırasında m!nen!n olu"umunu net b!r "ek!lde bel!rled!g!nden, boyutunu, reng!n!, "ekl!n!, m!krosertl!g!n!, hassas!yet!n! ve çürüge yatkınlıgını etk!leyeb!lmekted!r. Bu deg!"!kl!klere ek olarak, d!" m!nes!n!n yarı saydam yapısal özell!g!n! gözle görülür b!r "ek!lde kaybetmes!yle b!rl!kte m!nede gel!"!msel defektler (MGD) olu"maktadır. Yapılan ara"tırmalara göre, gel!"m!" ülkelerdek! saglıklı çocukların %10-49’unda süt d!"lerde ve bunların da %9-63’ünde da!m! d!"lerde MGD mevcuttur (1). D!" gel!"!m!n!n olgunla"ma a"aması etk!lend!g!nde farklı m!ne kusurları ortaya çıkab!lmekted!r. Amelogenez!n salgılama a"amasında ameloblastların etk!lenmes!yle meydana gelen m!ne kalınlıgının azalması ‘m!ne h!poplaz!s!’ den!len d!" doku defekt!yle sonuçlanmaktadır. M!neral!zasyonun veya amelogenez!n daha geç a"amalarında ameloblastların etk!lenmes! sonucunda !se ‘m!ne h!pom!neral!zasyonu’ den!len m!nede opas!teye neden olan...

Use of Silver Diamine Fluoride: Past to Present

Şahin, Meryem

Bacteria in the oral cavity have a great impact on caries formation by demineralizing tooth enamel. Bacterial infection should be prevented before restorative treatments. Rather than invasive treatment of existing caries, arresting bacterial activity in carious lesion and remineralizing dental tissue have become the goal of contemporary caries management philosophy. Silver compounds with antimicrobial effects have been developed over time and have taken their place in dentistry. 'Silver Diamine Fluoride' was created by combining the remineralizing effect of fluoride with the cariostatic effect of silver. Its popularity has increased because it appeals to the general population. It’s application is painless, simple, and affordable. Our aim in this review is to provide a general perspective on the usage areas of Silver Diamine Fluoride from past to present and to create a guide for its use in pediatric patients.

Poliasit modifiye kompozit rezin, giomer ve organik modifiye seramiklerin yüzey pürüzlülüklerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Sahin, Meryem

AMAÇ: Bu in vitro çalışmanın amacı, çocuk diş hekimliğinde sıklıkla kullanılan poliasit modifiye kompozit rezinler (Kompomer) ile Giomer ve Organik modifiye seramiklerin (Ormoser) yüzey pürüzlülüğünün karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. YÖNTEM: Bu çalışmada ışıkla sertleştirilmiş poliasit modifiye kompozit rezin (Dyract XP, Dentsply Sirona, Almanya), Giomer (Beautifil II, Shofu, Japonya) ve organik modifiye seramikler (Admira Fusion 5, Ormoser, Voco, Almanya) kullanılarak bu materyallerin yüzey pürüzlülükleri karşılaştırılmıştır. Her bir materyalden 20 örnek olmak üzere toplam 60 adet 10 mm çapında ve 2 mm kalınlığında örnekler hazırlanmıştır. Polisaj işlemleri alüminyum oksit cila diskleri (Sof-LexTM, 3M ESPE, ABD) ile gerçekleştirilmiştir. Ardından yüzey pürüzlülüğü Mitutoyo SJ-410 profilometre cihazı ile belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi Shapiro Wilk’s, Kolmogorov Smirnov ve Kruskal Wallis-H testlerinden yararlanılarak yapılmıştır. BULGULAR: Organik modifiye seramik (Ormoser) en yüksek pürüzlülük değeri göstermiş olup, ardından poliasit modifiye kompozit rezin (Kompomer) ve en düşük değer Giomer olarak bulunsa da; gruplar arasında anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p>0,05). SONUÇLAR: Yüzey pürüzlülük değeri, dental plak birikimi, sekonder çürük olu...

Çocuk ve Ergenlerde Temporomandibular Eklem Bozukluğu

Sahin, Meryem

Temporomandibular eklem (TME), birden çok kas grubuyla beraber uzayda üç boyutlu mandibular hareketlere izin veren sinoviyal bir eklemdir. Aynı anda işlev gören bu kasların sinerjisi bozulduğunda ‘temporomandibular eklem dis- foksiyonu veya bozukluğu (TMD)’ ortaya çıkmaktadır. TMD, morfolojik ve iş- levsel deformitelerle karakterize bir grup dejeneratif kas-iskelet sistemi rahatsız- lığıdır. Diskin yapısı ve eklem içindeki pozisyonu ile bağlantılı olduğu kaslardaki işlev bozukluğuyla ilgilidir. TMD eğer eklem kaynaklıysa, belirti ve semptomlar direk eklemin iç yapısı ve diskin pozisyonu ile; kas kaynaklı ise stomatognatik yapı ile ilişkilidir. Birçok çalışmada farklılık arz etmekle birlikte; TMD görülme sıklığı yaklaşık olarak yetişkinlerde/yaşlılarda %31 ve çocuklarda/ergenlerde %11 olarak rapor edilmiştir (1-3). Çocuk ve ergenlerde, özellikle yaş arttıkça, TMD görülme sıklığı kızlarda daha fazladır (4).

Evaluation of serum levels in children with delayed eruption

Sahin, Meryem

Aim This study aimed to assess levels of 25-hydroxy vitamin D (25(OH)D3), calcium (Ca+2), phosphorus (P), and parathyroid hormone (PTH) and to determine delayed tooth eruption by examining their correlations. Material and method The study included 101 paediatric patients, aged 6–14 years, who visited the Dicle University Paediatric Dentistry Clinic, had no systemic diseases, and had not received medication in the past three months. Among them, 60 patients exhibited delayed eruption of their permanent central and frst molar teeth, while 41 did not. Serum levels of 25(OH)D3, Ca+2, P, and PTH were measured. Statistical analyses were performed using IBM SPSS software, with statistical signifcance set at p

Oral Mukozit

Sahin, Meryem

Kanserin pediatrik popülasyonda nadir görüldüğü düşünülse de, bu gruptaki tüm neoplazmların %1'ini oluşturmakta ve yaklaşık olarak 15 yaş altı her 408 kişide bir görülmektedir. Pediatrik popülasyonda kazalardan sonra hala ikinci sıradaki ölüm nedenidir (Ward, vd. 2014). Dünya genelinde çeşitli popülasyonlar arasındaki mukozit görülme sıklığı birbirinden farklıdır. Diagnozundaki skorlama çeşitliliğinden dolayı yapılan çalışmalardaki dağılım heterojendir (Shetty, vd. 2022). Oral mukozit, sıklıkla kanser tedavisinde alınan kemoterapi ve radyoterapiden veya her ikisinden sonra görülen; özefagus, mide ve bağırsak gibi sindirim sisteminin mukoza zarlarını etkileyen inflamatuar bir süreçtir. Oral mukozitin insidansı alınan doz sayısına, sıklığına ve tedavi rejimine bağlıdır. Pediatrik popülasyon oral mukozit geliştirmeye daha yatkın olup, daha küçük çocuklarda kemoterapi kaynaklı görülme olasılığı daha yüksektir. Kemoterapi alan hastaların yaklaşık %40'ı oral bölgeyi etkileyen yan etkiler göstermektedir; bu oran 12 yaş altı çocuklarda %90'ın üzerine çıkmaktadır. Oral mukozitin şiddetli vakaları, kanser tedavisinin kısmi veya tam kesintiye uğramasında belirleyici bir faktör olabilmektedir. Kanser tedavisinin başlangıcından oral mukozitlerin ortaya çıkmas...

Kostmann sendromu (konjenital nötropeni) olan çocuk hastaya dental tedavi yaklaşımı

Sahin, Meryem | Dogan, Sercan

Giriş: Kostmann sendromu, kemik iliğinde promyelosit veya myelosit aşamasında myelopoezde duraksama ve periferik dolaşımda mutlak nötrofil sayısının

Diş Sürmesinde D Vitamininin Rolü; Derleme

Şahin, Meryem

Erüpsiyon, dişin gelişiminin başlangıcından fonksiyona katılmasına kadar devam eden dinamik bir süreçtir. Çeşitli mineral ve hormon eksiklikleri; sürme gecikmesine, hipomineralizasyona, alveolar kemik yapısında bozulmaya neden olabilmektedir. Dental gelişim şekli süt ve daimi dişlerin persiste kalmasına ve gecikmiş diş sürmesine neden olabilmektedir. Sürme gecikmesi, cinsiyet ve etnik köken dışında, bazı durumlardan dolayı zamanı gelmesine rağmen dişin ağız ortamında görülmemesidir. D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir. D vitamini yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak sürme gecikmesine neden olabilmektedir. Bu derlemenin amacı D Vitamini ile sürme gecikmesi arasındaki ilişkiyi tanımlamaktır. Pedodonti pratiğinde oldukça sık karşılaşılan sürme gecikmelerinde D vitamininin rolünün incelenmesi oldukça önemlidir.

Temporary adhesive bridge restoration of the upper anterior teeth lost due to trauma: Three case reports

Şahin, Meryem

Aim: Traumatic dental injuries at the anterior region of the maxilla occur frequently in children and adults. In this case report, we aimed to describe the temporary aesthetic restoration of the upper lateral incisor with a fiber-reinforced bridge by using the original tooth crown, which had avulsed after dental trauma. Methodology: Case 1: A 14-year-old girl with an avulsion in tooth #11 due to trauma visited our clinic. During the examination, it was seen that the wound had healed, and there was no luxation in teeth #21 and #12. Since the patient could not undergo prosthetic procedures, for reasons including implants, and did not want a removable prosthesis, a single crown supported by acrylic tooth fibers was constructed. Case 2: A 17-year-old male patient was referred to our clinic because of an avulsed left lateral incisor tooth, which was traumatized 15 days before visiting the clinic. His medical history revealed that his parents had found the tooth two hours after the trauma. However, the emergency clinic that he had previously visited did reimplant that tooth and repaired it with fiber-reinforced composite. Case 3: In the examination of a 12-year-old male patient who applied to our clinic due to trauma, it was observed that tooth #11 had an avulsion and tooth #12 had ...

Travma Sebebiyle Avülse Olan Anterior Dişlerin Takibi Ve Restorasyonu: Olgu Sunumu

Sahin, Meryem

Travma sebebiyle dişlerde çeşitli yumuşak ve sert doku yaralanmaları görülmektedir. Travmanın şiddeti, yönü ve şekline göre sıklıkla da periodontal doku yaralanmaları (lüksasyon yaralanmaları) meydana gelmektedir. Bu olgu sunumunda, travma sebebiyle avülse olan anterior dişin takibi ve restorasyonunun anlatılması amaçlanmıştır. 10 yaşında olan erkek hasta kliniğimize başvurmadan 24 saat önce geçirdiği travma sonrası avülse olan 42 nolu dişi için başvurmuştur. Anamnezde; avülse dişin ağız içerisinde tükürük ortamında başka bir hekim tarafından replante edildiği ve suture edildiği öğrenildi. Yara bölgesi serum fizyolojik ile yıkanıp temizlendi,42 nolu dişin pozisyonu kontrol edildi. Semi-rijit splint uygulandı.32-31-41-42-45 nolu dişler splint ile bağlandı. Antibiyotik profilaksisi yapıldı. 2.hafta kontrolünde klinik ve radyolojik olarak iyileşme görüldü. Mobilite,palpasyon ve perküsyon açısından kontrol edildi.42 nolu dişe splint sökülmeden kanal tedavisi başlandı. Kök kanalı boşaltıldı,%2.5 luk sodyum hipoklorit ile irrige edilerek,kanallar kurulandıktan sonra kalsiyum hidroksit patı gönderilip geçici restorasyon ile kapatıldı. Bu şekilde hastaya 4 seans tedavi uygulandı. Hastamızın 6.ay kontrolünde klinik ve radyolojik muayeneleri yinelendi. 42 nolu dişin kök ucunun kapandığı, h...

Travma Sebebiyle Avülse Olan Anterior Dişlerin Takibi Ve Restorasyonu: Olgu Sunumu

Sahin, Meryem

Travma sebebiyle dişlerde çeşitli yumuşak ve sert doku yaralanmaları görülmektedir. Travmanın şiddeti, yönü ve şekline göre sıklıkla da periodontal doku yaralanmaları (lüksasyon yaralanmaları) meydana gelmektedir. Bu olgu sunumunda, travma sebebiyle avülse olan anterior dişin takibi ve restorasyonunun anlatılması amaçlanmıştır. 10 yaşında olan erkek hasta kliniğimize başvurmadan 24 saat önce geçirdiği travma sonrası avülse olan 42 nolu dişi için başvurmuştur. Anamnezde; avülse dişin ağız içerisinde tükürük ortamında başka bir hekim tarafından replante edildiği ve suture edildiği öğrenildi. Yara bölgesi serum fizyolojik ile yıkanıp temizlendi,42 nolu dişin pozisyonu kontrol edildi. Semi-rijit splint uygulandı.32-31-41-42-45 nolu dişler splint ile bağlandı. Antibiyotik profilaksisi yapıldı. 2.hafta kontrolünde klinik ve radyolojik olarak iyileşme görüldü. Mobilite,palpasyon ve perküsyon açısından kontrol edildi.42 nolu dişe splint sökülmeden kanal tedavisi başlandı. Kök kanalı boşaltıldı,%2.5 luk sodyum hipoklorit ile irrige edilerek,kanallar kurulandıktan sonra kalsiyum hidroksit patı gönderilip geçici restorasyon ile kapatıldı. Bu şekilde hastaya 4 seans tedavi uygulandı. Hastamızın 6.ay kontrolünde klinik ve radyolojik muayeneleri yinelendi. 42 nolu dişin kök ucunun kapandığı, h...

Papillon-Lefevre Hastasının Klinik Değerlendirilmesi- Olgu Sunumu

Sahin, Meryem

Amaç: Papillon-Lefèvre sendromu (PLS), otozomal resesif geçişli, ortalama milyonda 3-4 kişiyi etkileyen nadir görülen kalıtsal bir hastalıktır. Dünyada şu ana kadar 200'den fazla vaka bildirilmiştir. Dişleri çevreleyen ve destekleyen yapıların (periyodonsiyum) şiddetli iltihaplanması ve dejenerasyonu ile bağlantılıdır. Süt dişleri ve daimi dişlerin çoğu erkenden kaybedilir. Karakterize görüntü, avuç içi ve ayak tabanlarındaki kuru pullu lekelerdir(palmar-plantar hiperkeratoz). Sıklıkla piyojenik deri enfeksiyonları, tırnak distrofisi ve hiperhidrozu görülebilir. Olgu Sunumu 10 yaşındaki erkek hasta, kliniğimize 73 ve 83 numaralı dişlerdeki mobilite ve anormal pozisyon sebebiyle başvurmuştur. Alınan anamnez ve yapılan klinik ve radyolojik muayene sonucunda hastada dişeti problemleri olduğu, dişlerinin zamanından erken düştüğü öğrenildi. Ayak tabanında, avuç içinde, dirseklerde ve dizlerde keratinize yapılar ve tırnak görüntüsünün değişmiş olduğu görüldü. Genetik inceleme için konsültasyon istenen hastamıza Papillon-Lefevre sendromu tanısı konulmuştur. Öncelikle diş taşı temizliği ve gerekli çekimler yapılmıştır. Tüm restoratif tedavileri de tamamlandıktan sonra, oral hijyen eğitimi verilmiştir. Hasta düzenli aralıklarla kontrollere çağırılıp, takibi yapılmaktadır. ...

Replantasyon Sonrası Gelişen Rezorpsiyonda Kortikosteroid ve Üçlü Antibiyotik Pat Kullanımı: İki Vaka Raporu

Sahin, Meryem

Giriş:Diş travmaları dünya çapında bir halk sağlığı sorunudur ve her yıl nüfusun % 4-33'ü dental tramvalardan etkilenmektedir. Tramva alan bir dişin tedavisinde estetik, pulpa ve periodontal yönlerden değerlendirme yapılması gerektiğinden bu tür dişlere tedavi yaklaşımı tamamen multi-disiplinerdir. Lüksasyon ve avlüsyon dental tramvalarda karşılaşılan en ciddi durumlardır. Hastalarda yüksek oranda pulpa nnekrozu ve sonrasında kök rezorbsyonu gözlemlenir. Avülsyon sonrasında yapılan reimplantasyon ve takip eden süreçte yapılacak endodontik tedavi dişin prognozu açısından önemlidir. Yapılacak endodontik tedavinin başarısı ile rezorbsyon gelişme sıklığı arasında önemli bir ilişki vardır. Birçok çalışma kökte meydana gelebilecek olan rezorbsyon sorununu engelleme veya ertelenmesini sağlamak amacıyla birçok uygulamadan bahseder. Tramva sonrası avülsyon ile beraber büyük estetik ve dental problemlerde meydana gelir. Avülsyon vakalarında en ideal tedavi çıkan dişin sokete hızlıca yerleştirilmesi ve splint yapılmasıdır. İyi bir gözlem süreci sonrasında eğer kök gelişimini tamamlamış bir diş ize kanal tedavisi, kök gelişimini tamamlamamış ise apeksifikasyon tedavisi sonrasında kök kanal tedavisinin yapılması en uygun tedavi şekildir. Kök rezorbsyonu çok sık gözlemlenen bi...