Madde bağımlılığı, olumsuz sonuçlarına rağmen bireyin beden-ruh sağlığını, aile, toplum ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla miktarda madde kullanması; madde alma isteğini durduramaması; ilacı almaya devam etmek için tekrarlayan istek ile karakterize nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır (Zou & ark., 2017). Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin hazırladığı Dünya Uyuşturucu Raporu’na (2016) göre uyuşturucu kullanan 29 milyondan fazla bireyin madde kullanım bozukluğu sorunları yaşadığı, bu bireylerin 12 milyonunun damardan uyuşturucu madde aldığı, madde kullanım bozukluğu olan her altı kişiden ancak birinin tedavi olduğu ve uyuşturucu kullanımının önemli sağlık sorunlarına neden olduğu belirtilmektedir.
Madde bağımlılığı bireyin ailesini çok yönlü olarak etkileyen ve aile üyelerinin sosyal, ruhsal, toplumsal ilişkilerini önemli ölçüde bozan bir bozukluktur. Madde bağımlısı olan bir bireyin ailede olmasının; aile üyelerinin stres ve strese bağlı ruhsal sağlık sorunları yaşamalarına (psikosomatik hastalık, depresyon, kaygı, davranış sorunları, yeme bozuklukları vb.) neden olmaktadır. Madde bağımlılığının tedavisi disiplinler arası yaklaşım gerektirmektedir. Tedavi ekibi içerisinde ruh sağlığı ve psikiyatri hemşiresinin olması bireyin bütüncül bakım anlayışıyla hizmet almasını sağlamaktadır.