Artan insan aktivitesi, su kaynaklarındaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçleri değiştirmektedir. Bu değişim kaynaklarda yaşayan biyotayı da etkilemektedir. Yapılan araştırmalar bu değişimin düzeyini belirlemek için kimyasal incelemelerin yanısıra biyolojik incelemelerin de yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Biyolojik incelemeler kimyasal yöntemler ile tespit edilemeyen bazı verilerin elde edilmesi bakımından avantaj sağlamaktadır. Biyoindikatör ve biyobelirteç (biomarker) kavramları bu incelemelerin kaynağını oluşturmaktadır. Biyoindikatörler sucul ortmalarda yaşayan bazı spesifik tür veya tür gruplarını içerirken, biyobelirteçler bu canlılara ait bazı biyokimyasal, fizyolojik ve histolojik parametreleri içermektedir. Sucul ekosistemlerde meydana gelen değişikliklerin izl...
Sucul ortamların kimyasal açıdan izlenmesi, sulardaki kirlenme derecesinin ölçülmesine yardımcı
olmaktadır. Bununla birlikte kirliliğin etkilerinin belirlenmesi için yapılan etki değerlendirme çalışmalarında biyoizleme araçlarına gereksinim duyulmaktadır. Balıklar dahil olmak üzere çeşitli organizmalar üzerindeki kirlilik etkilerinin değerlendirilmesi biyobelirteç yanıtlar kullanılarak yapılabilmektedir. Farklı balık türleri bu amaçla çeşitli biyokimyasal çalışmalar kapsamında araştırılmıştır. Uluslararası Deniz Keşif Konseyi (ICES) kirleticileri izleme programlarında biyolojik değerlendirme amacıyla uyguladığı biyobelirteçler setinde histopatolojik değerlendirmeye de yer vermektedir. Histopatolojik tekniklerin kullanılması, çevresel kimyasallara maruz kalma ile etkilenen belirli hedef or...