ÖZET Elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar halindeki enerji aktarımı olan radyasyon, maddedeki etkisine göre iyonlaştıran ve iyonlaştırmayan olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İyonlaştıran radyasyon atom ve moleküllerden elektron koparabilirken, iyonlaştırmayan radyasyon atomik bağları kıracak yeterli enerjiye sahip değildir. Buna karşın, ısınma, kimyasal reaksiyon değişimleri, hücreler ve dokularda elektrik akımının indüklenmesi yoluyla biyolojik etkilere yol açtığı bilinmektedir. Çevremizde doğal ve yapay elektromanyetik alan (EMA) kaynakları bulunmaktadır. Doğal elektromanyetik alan kaynakları yerkürenin elektromanyetik alanı ve şimşeklerle oluşan elektrik yüklerinin oluşturduğu elektromanyetik alanlardır. Yapay EMA kaynakları ise yüksek gerilim hatları, elektrikli ev aletleri, cep te...
ÖZET 1800MHZ RADYOFREKANS RADYASYONUNA MARUZ BIRAKILAN SIÇANLARIN BEYİN DOKUSUNDA HSP27 VE P38MAPK GENLERİNİN İFADE DÜZEYLERİNİN ARAŞTIRILMASI Cep telefonu, laptop, veri aktarımı, wireless gibi iletişim araçlarının kullanımının artması günlük yaşamda kronik elektromanyetik alan maruziyetine neden olmaktadır. Özellikle artan teknoloji ile birlikte cep telefonu kullanımının artmış olması nedeniyle insanlar sıklıkla bir çeşit ekolojik kirliliğe maruz kalmaktadır. GSM-1800MHz radyofrekans radyasyonu (RF-EMF) cep telefonu iletişim sisteminde kullanılmaktadır. Özellikle konuşma sırasında düşük yoğunluklu elektrik alan yayabilir bu da kullanıcıların vücudu, özellikle başı ve dolayısıyla beyinleri tarafından absorbe edilir. Çalışmalar RF-EMF’nin, maruz kalan hücrelerde gen ifade düzeylerini ve pro...
ÖZET 1800 MHZ RADYOFREKANS ELEKTROMANYETİK RADYASYONA MARUZ BIRAKILMIŞ SIÇANLARIN OVARYUM VE UTERUS DOKULARINDAKİ p53 EKSPRESYON DÜZEYLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE COMET TESTİ İLE DNA HASARININ BELİRLENMESİ Yeryüzündeki tüm canlılar ve cansızlar havada, suda, toprakta, hatta kendi vücutları içerisindeki doğal ve insanlar tarafından üretilen yapay radyasyon kaynaklarının her gün ışınımına maruz kalmaktadır. Radyasyon ısınma, kimyasal reaksiyon değişimleri, hücreler ve dokularda elektrik akımının indüklenmesi yoluyla doku hücrelerinin bölünme hızı, farklılaşması ve hasar onarım yeteneği gibi biyolojik etkilere yol açmaktadır. Hücre, stres unsuruyla karşılaştığında bu hasarları elimine edecek mekanizmaları devreye sokmaktadır. p53 tümör baskılayıcı geni çeşitli genotoksik stresler aracılığıyla akt...
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşanan hızlı sanayileşme ve nüfus artışı, çevre sorunları yanında, artan nüfusun yeterince beslenememesi yani açlık sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Artan nüfusun beslenme gereksinimi, insanoğlunu tarımda birim alandan; maksimum ürün almaya yöneltmiştir. Birim alandan yüksek verim almaya yönelik yoğun ve bilinçsiz tarım ilacı ve gübre kullanılması ve sonuç olarak, bu kimyasalların tarımsal ürünlerde oluşturduğu ve yeraltı sularına karışarak içme sularında yarattığı kalıntılar, insan sağlığını ve yaşamını tehdit etmeye başlamıştır. Verim artışı ile yetinilmemiş, genetik bilimin tüm teknolojileri de kullanılmaya başlanmış, bitki ve hayvanların DNA yapıları değiştirilmiş, melezleme ve klonlama yöntemleri uygulanmıştır. Tüm bunların sonucunda ekoloji...