ÖZET Araştırmanın amacı; ergenlerde algılanan anne/baba tutumu ve ebeveyne bağlanma ile akran ilişkileri arasındaki ilişkide benlik saygısının aracılık rolünü sınamaktır. Araştırmanın diğer amacı ise; ergenlerin akran ilişkilerinin ebeveyn stillerine (açıklayıcı/otoriter, izin verici/şımartan, izin verici/ihmalkâr ve otoriter) ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektedir. Araştırmanın örneklemini, Mersin ilinde farklı ortaokul ve liselerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcılar basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmaya, 12-18 yaş aralığında, 227 kız 172 erkek olmak üzere toplam 399 öğrenci gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Araştırma kapsamında, katılımcıların algılanan anne-baba tutumlarını ölçmek için "Çocuk Yetiştirme Tutumları Ö...
ÖZET Bu araştırma algılanan tehdit düzeyine göre (yüksek-düşük) Alevi bireylerin temas, özdeşim, ayrımcılık ve önyargı algıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada eğitim(ilköğretim, lise, üniversite) ve etnik kimlik (TürkKürt-Diğer) değişkenlerinin de temas, özdeşim, ayrımcılık ve önyargı algılarına etkileri üzerinde durulmuştur. Çalışmamız tehdit unsurunun yoğun olarak görüldüğü Malatya ve tehdit unsurunun çok fazla bulunmadığını varsaydığımız Manisa-Salihli sınırları içerisinde gerçekleşmiştir. Araştırmaya 18-88 yaş aralığında 136 kadın, 18-88 yaş aralığında 137 erkek birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri alınmış ve Algılanan Tehdit Ölçeği, Özdeşim Ölçeği, Algılanan Önyargı Ölçeği, Temas Ölçeği ve Ayrımcılık Algısı Öl...
ÖZET Yapılan bu çalışmada görsel algı açısından analitik ve holistik (Bütüncül) bilişsel stillere eğilimli olarak etiketlenen bireylerin hedefi bulmada örtük olarak verilen bağlamsal bilgiyi kullanma farklılıkları çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışmada bilişsel stillere eğilimli bireyler arasında algısal ve dikkat yönelimlerindeki farklılıktan kaynaklı oluşabilecek performans farklılıklarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla Mersin Üniversitesinde öğrenim gören 33’ü kadın 26’sı erkek olmak üzere toplam 59 katılımcı ile çalışma yürütülmüştür. Katılımcılara Bilişsel Stil Analiz Testi ve Bağlamsal İpuçlarına Dayalı Görsel Arama Testi verilmiştir. Bilişsel Stil Analiz Testine göre 20’si holistik, 39’u analitik olarak etiketlenen bireylerin bağlama dayalı görsel arama performansları incelenmi...
ÖZET Bu araştırma farklı mezhep (Alevi-Sünni) ve eğitim düzeyine (ilköğretim, lise ve üniversite) sahip ebeveyn ve çocukların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin değer ve kalıpyargıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Mezhep (Alevi- Sünni) ve eğitim düzeyi değişkenlerinin (ilköğretim, lise ve üniversite) toplumsal cinsiyet rolleri ve kalıpyargıları üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız Mersin ili sınırları içerisinde yaşayan, farklı sosyo-kültürel kesimlerden gelen ve ergenlik çağında bir kız bir erkek çocuğu olan 180 aile ile yürütülmüştür. Araştırmamız ergenlik çağındaki 180 erkek çocuk ve babasını yine ergenlik çağındaki 180 kız çocuk ve annesini içeren 720 kişilik bir örneklemi kapsamaktadır. Araştırmamızda katılımcıla...
ÖZ: Araştırmanın amacı, duygu-durum ve anksiyete bozukluğu tanısı alan bireyleri, düzenli hemodiyaliz tedavisi alan hastaları ve belirgin bir psikolojik ve fiziksel rahatsızlığı olmayan bireyleri sosyal destek, sosyal ağ, yaşam doyumu ve yaşam kalitesi bakımından betimlemektir. Her üç grubun ilgili özellikler bakımından nitelikleri ve niceliklerini betimlemek ve aralarındaki farkları ortaya koymak araştırmanın temel hedefidir. Araştırmadaki genel beklenti, bireylerin sosyal destek, sosyal ağ, yaşam kalitesi ve yaşam doyumlarının hastalık durumu, cinsiyete ve medeni duruma göre farklılaştığı yönündedir. Araştırmaya Mersinde yaşayan duygu-durum bozukluğu veya anksiyete bozukluğu tanısı almış 100 kişi, düzenli hemodiyaliz tedavisi gören 100 kişi ve fiziksel ve psikolojik rahatsızlığı olmayan,...
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşanan hızlı sanayileşme ve nüfus artışı, çevre sorunları yanında, artan nüfusun yeterince beslenememesi yani açlık sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Artan nüfusun beslenme gereksinimi, insanoğlunu tarımda birim alandan; maksimum ürün almaya yöneltmiştir. Birim alandan yüksek verim almaya yönelik yoğun ve bilinçsiz tarım ilacı ve gübre kullanılması ve sonuç olarak, bu kimyasalların tarımsal ürünlerde oluşturduğu ve yeraltı sularına karışarak içme sularında yarattığı kalıntılar, insan sağlığını ve yaşamını tehdit etmeye başlamıştır. Verim artışı ile yetinilmemiş, genetik bilimin tüm teknolojileri de kullanılmaya başlanmış, bitki ve hayvanların DNA yapıları değiştirilmiş, melezleme ve klonlama yöntemleri uygulanmıştır. Tüm bunların sonucunda ekoloji...