Âşık Paşa, Osmanlı’nın kuruluş yılları olan 13.-14. yüzyıllarda Anadolu coğrafyasında yaşamış, yazmış olduğu eserlerle tasavvuf literatürüne ve kültürel kimlik inşasına katkı sunmuş, mümtaz şahsiyetlerdendir. Çalışma tarihsel bir kişilik olarak Âşık Paşa’dan bahsederken aynı zamanda onun temel eseri Garibnâme çerçevesinde tasavvufi düşünceye sunduğu katkıları da ele alacaktır. Âşık Paşa’nın halkın anlayabileceği sade bir dille yazmış olduğu Garibnâme adlı eseri tasavvufi düşüncenin geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağlamakla beraber Türk-İslam sentezinin somutlaşmasına da katkı sunmuştur. Türkçeyi tasavvufun taşıyıcısı bir dil olarak kullanıp onu tasavvufun anlam dünyasıyla buluşturarak dil ve inanç ekseninde önemli bir iz bırakması Âşık Paşa’nın Türk Tasavvuf Edebiyatı’nda kültürel bir ö...
Her canlının ölüm şerbeti içeceği bir sünnetullahtır. Ölüm bir yok oluş değil, ebedi bir hayata geçiş kapısıdır. Her ayrılık yakınları için ve sevenleri için bir hüzün sebebidir. İnsan fıtraten sevinç günlerinde ve üzüntülü olduğu günlerde yanında yakınlarını ve sevdiklerini görmek ister. İslam dini insanı yaratılış olarak mükerrem görmektedir. Canlısı mükerrem olduğu gibi ölüsü de mükerremdir. Vefat eden bir müminin geride kalan müminler üzerinde onu techiz, tekfin, namaz ve defin sorumlulukları belirlemiştir. Bunun yanında ölünün yakınlarının üzüntülerini paylaşma, onlara teselli verme, onların sıkıntılarını hafifletmek için taziyede bulunma sorumluluğu vardır. Onların sıkıntılarına sıkıntı katmak değil onların sıkıntılarını hafifletmek asıl amaçlanandır. Allah Resulü ölü yakınlarının yü...