ÖZET Bu çalışmanın amacı, Heidegger’de özneye dair bakış açısını ele almak ve özne-dil ilişkisini incelemektir. Bu bağlamda tezde öncelikle Heidegger’in geleneksel felsefeye yönelik eleştirisi Var'ı dillendirmelerindeki başarısızlık bağlamında ele alınarak varlığın anlamı sorusunun üstünün nasıl örtündüğüne değinilmiştir. Heidegger’e göre varlık’ın üstünün örtülmesi, öznenin de kökensizleştirilmesine sebep olmuştur. Geleneksel felsefe varlık’ı gözden kaçırdığı ve aklı yücelttiği için Dasein’ın varoluşunu dünyasal oluşundan koparıp kendi kendine salt bir tasarımlayıcı hale getirmiştir. Oysa Heidegger’e göre özne- Heidegger’in terminolojisi ile Dasein- bir dünyasallığa aittir. Dasein dünyasallığında bir ilişkiler ağına sahip ve bir hazır bulunuşa –örneğin dili hazır bulması gibi- aittir. Bu ...
ÖZET Bu tez toplumsal cinsiyet sorunsalını Levinas'ın perspektifinden ölüm olgusu ile ilişkisinde ele almakta ve ölü bedenler üzerinden toplumsal cinsiyet inşalarının ne şekilde sürdürüldüğünü, sahipsizler mezarlığı örneğinden hareketle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bilindiği gibi beden üzerine yüklenen her türlü inşa, bedenin metalaştırılması ile birlikte bedenler üzerinden mülk edinmeyi yani sahiplenme sorununu da kapsar. Kişiler, toplumsal yaşamda söz konusu sahiplenme sorunsalına karşı ait oldukları kültürel çerçevelenme içinde sırtlarını yaşama hakkına dayayan bir söylem geliştirme ihtiyacı duyarlar. Bu noktada kişilerin yaşamlarının en son ve döndürülemez olanağı olarak ölüm, onları yaşıyorken ilgilendiren bir olgu olarak yaşam pratiğine ve söylem biçimine dahildir. Bu bağlamda tezin...
ÖZET Tarih boyunca toplumun dışına itilen kadınların görünmezliği, tesadüfi değildir. Erkek merkezli bakış açısıyla kurulan pek çok disiplin gibi, Tarih disiplininde de kadınlar “öteki” olarak değerlendirilmiştir. Feminist Teori’nin bakış açısı, mevcut kurulu düzeni tersyüz etmeyi amaçlamıştır. Bilinçli şekilde sembolik dışlamaya maruz kalan kadın kimliği, bireysel deneyimlerin benzerliği sonucunda kolektif bir bellek inşa etmiştir. Kadınların Tarihinin gelişmesi sayesinde organik, etkileşimli, yatay ve çoğul yeni bir tarih bilinci oluşmuştur. Kadınları, sosyal aktörler olarak gören feminist teori, iktidar mekanizmaları tarafından yıllardır dikte edilen cinsiyetçi yaklaşımı yıkmaya çalışmışlardır. Bu çalışmada Feminist bakış açısından kadın anlatıları etrafında örgütlenen bir deneyim olara...