İslâm dünyası, ilk beş asırdan sonra diğer medeniyetlere kıyasla ilmî ve fikrî olarak önemli ve ciddi bir gelişme gösterememiştir. Bu durum, 19. yüzyıldan itibaren Batı’nın askerî ve kültürel baskılarının da etkisi ile Müslüman aydınlar tarafından ciddi şekilde sorgulanmıştır. Tefsir ilmi özelinde başlayan sorgulamalarda Mısırlı âlimlerden Muhammed Abduh (1849-1905) ve öğrencisi Reşîd Rızâ’nın (1865-1935) kaleme aldıkları Tefsîrü’l-Menâr adlı eserde Kur’an’ın toplum üzerinde ilk asırlardaki gibi etkili olamaması hakkındaki düşüncelerini ortaya koydukları görülmektedir. Bu bağlamda çalışmamızın araştırma sorusu şudur: “Menâr yazarlarına göre Kur’an’ı tefsir etmenin temel hedefi nedir ve onun Müslümanlara bir hidayet rehberi olmasının önünde engel olarak kabul edilebilecek tefsir yöntemleri ...
Sebîlüllah, Kur’ân’ın İslâm’a özgü bir medeniyet ve dünya görüşü oluşturmak için kullandığı anahtar kavramlardan biridir. İnsanların üzerinde yürüdükleri yollar nasıl onları hedeflerine götürüyorsa sebîlüllah da insanları Allah’ın rızasına götürmektedir. Sebîlüllah dünya ve âhiret hayatında insanlara yararlı olan, insanlığın iyi yönde gelişmesini sağlayan, geçici dünya menfaatlerini arzulanmaksızın yapılan bütün hayırlı işleri kapsamaktadır. Kur’ân’da her ikisi de yol anlamına gelen sebîl kelimesinin çoğulunun olmasına rağmen, sırât kelimesinin çoğulu yoktur. Bu açıdan bakıldığında sebîl olarak adlandırılan yolları takip eden müminlerin tekil olarak ifade edilen dosdoğru bir yola (sırât-ı müstakîm) ulaşacakları anlaşılmaktadır. Bir benzetme yapacak olursak, sırât cennete uzanan geniş ve dü...
Bu çalışma, bir Helenistik dönem Yunan felsefe ekolü olan Stoa felsefesi ile klasik dönem İslâm kelâmı arasındaki ilişkiyi; tarihsel, kültürel ve siyasi şartları da göz önüne alarak, hem bilimsel hem de yaygın etkileşim yollarını zamanın paradigmatik atmosferi bağlamında değerlendirdikten sonra, iki düşünce geleneği arasında etkileşimin olup olmadığına dair fikir oluşturmaya çalışan; olumlayıcı veya olumsuzlayıcı yaklaşıma bağlanmaksızın, ilgili literatürü dengeli yaklaşım metoduyla süzgeçten geçiren ve araştırma sahasında kesin bir sonuç önermekten çok, ilgili literatüre eleştirel bir katkı sunmayı amaçlayan bir çabanın sonucudur. Her ne kadar araştırma kapsamının iki ucu Stoa felsefesi ve kelâm olarak belirlenmişse de, zorunlu durumlarda kapsamın genişletilip Yunan felsefesi ve İslâm düş...
Her havuz alanında ya da yetiştirme biriminden elde edilen balık ve dolayısıyla balık yetiştiriciliğinin kârlılığı, büyük ölçüde kullanılan yemin miktarına bağlıdır. Su ürünleri sistemi ne kadar yoğun olursa yemlemenin önemi o kadar fazla olur ve toplam üretim maliyetinde yem maliyetinin payı da o kadar artar. Bilindiği üzere alabalık başta olmak üzere bazı balıkların yetiştiriciliği için akarsu sistemli tesisler kullanılmakta yada sıcaklığın, su bileşiminin ve akıntının dolayısıyla oksijen yoğunluğunun daha iyi olduğu tatlı su ve kıyılarda ise yüzer ağ kafeslerde yetiştiricilik yapılmaktadır. Su ürünleri yetiştiriciliğinin ileri durumda olduğu ülkelerde entansif yetiştiricilik uygulanmakta ve yetiştirme alanlarında birim hacimde maksimum ürün yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu tür yetişti...
Eleven species were collected from Northwest Anatolian mountains (1500–2000 m) and 18 species were collected from the Central Anatolian steppes (850–1000 m) in June 1998 and 1999. In all the species investigated, the water and dry matter percentages and solute contents were measured. The chlorophyll, b-carotene, ascorbate and a-tocopherol contents and catalase (CAT), superoxide dismutase (SOD) andglutathione reductase (GR)enzymeactivities oftheplants werealsodetermined.Thesteppeplantshadlowerwatercontentcomparedwith alpine plants. The chlorophyll contents of the plants investigated did not change with altitude. However, the carotenoid/chlorophyll ratio of alpine plants was found to be significantly higher. The antioxidant/chlorophyll ratio of the trees and shrubs was higher than that of he...