Bazal hücreli karsinom derinin malign tümörleri arasında en sık görülen kanser tipidir. İnsidansı her yıl artış göstermektedir. Kanserlerin oluşumunda pek çok etken suçlanmıştır. ABO kan grubu antijenleri de suçlanan etkenler arasındadır. Pek çok çalışmada ABO kan grubu ve bazı malign tümörlerin arasındaki ilişki incelemiştir. Biz de bu çalışmada bazal hücreli kanser olgularının subtipleri ile ABO kan grubu antijenleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamıza 2008 -2014 yılları arasındaki Mersin Üniversitesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi kliniğinde tedavi gören 313 bazal hücreli kanser hastası dahil edildi. Geriye dönük taranarak cinsiyet ,lezyonun yerleşimi, histolojik tipi ve ikincil lezyon geliştirmesi açısından tüm olgular değerlendirildi. A kan grubuna sah...
Son yıllarda, sistemik enflamatuar yanıt (SIR) markeri olarak nötrofil lenfosit oranı (NLO) ve platelet lenfosit oranı (PLO) çeşitli kanser türlerinde yeni prognostik ve prediktif belirteçler olarak kullanılmaktadır. Çalışmamızın amacı preoperatif NLO ve PLO' nun endometrium kanserlerinde lenf nodu (LN) metastazını öngörmedeki rollerini araştırmaktır. Kliniğimizde 2001-2013 yılları arasında endometrium kanseri tanısıyla opere olan 340 hasta retrospektif olarak tarandı. Hastaların 273'üne LN diseksiyonu yapıldığı tespit edildi ve hastaların preoperatif yapılmış tetkik-lerinden PLO ve NLO değerleri hesaplandı. Bu parametrelerin LVSI ve myo-metrial invazyonunu preoperatif olarak öngörebilmedeki rolleri araştırıldı. LN tutulumu olan hastalarda, preoperatif NLO ve PLO değerlerinin anlamlı olar...
Demans, entelektüel yetenekleri silen, bilişsel, davranışsal ve işlevsel gerilemeye yol açan, mesle¬ki ve sosyal alanda kayıplarla giden ilerleyici bir klinik tablodur. Demans tanısı alan olguların %60-80'ini Alzheimer hastalığı (AH) oluşturur1. Parkinson hastalığı Demansı (PHD), Parkinson Hastalığı'nın seyrinde %30-40 oranında görülmektedir2. Bu araştırmada AH ile PHD'nin yakın dönem etkilerini değerlendirerek demans tanısı ve klinik özellikleri için bir profil çıkarılması hedeflenmiştir. Bu çalışma MEÜTF Nöroloji Demans ve Parkinson polikliniklerinde takip edilen hastalarda kesitsel vaka kontrollü çalışma olarak planlanmıştır. Çalışmamızda AH grubunda kadın, PHD'de ise erkek çoğunluktaydı. demografik özellikler açısından gruplar arasında fark saptanmadı. Hasta gruplarının işlevsellik ve ...
ÖZET Geçtiğimiz yüzyılda açık kolesistektomi ameliyatı, semptomatik safra kesesi taşlarının tedavisinde altın standart olarak kabul edilmekteydi. 1987 yılında Fransa'da laparoskopik kolesistektominin ilk kez uygulanmasıyla birlikte, minimal invaziv cerrahi prosedürler hızla konvansiyonel tekniklerin yerini almıştır. Yapılan pek çok deneysel ve klinik çalışmalar laparoskopik kolesistektominin; gerek intraoperatif gerek postoperatif birçok yönden avantajları olduğunu göstermiştir. Günümüzde laparoskopik kolesistektomi, semptomatik kolelithiazis olgularında altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Ancak laparoskopik kolesistektomi sırasında açık ameliyata geçiş halen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz; preoperatif ERCP endikasyonunun laparaskopik kolesistektomi...
Tükürük bezi tümörleri nadir rastlanan tümörlerdir. Genellikle tükürük bezinin içinde ya da komşuluğunda asemptomatik kitleler şeklinde belirir. Parotisin tümörleri tüm tükürük bezi tümörlerinin %70-80 kadarıdır ve yaklaşık %80 benigndir. Diğer yandan submandibuler, sublingual ve minör tükürük bezlerinde malignite oranı daha yüksektir. Tükürük bezi tümörlerinin tanısında radyoloji ve ince iğne aspirason biyopsisi (İİAB) yaygın kullanılan yöntemlerdir. MikroRNA (miRNA)'lar hücre differensiyonu, çoğalması, gelişimi, ve apoptosis regülasyonunda rol alan küçük, kodlanmayan RNA'lardır. MiRNA ekspresyonlarının artışı veya azalışının bazı kanser türleri ve bunların prognozu ile ilgili belirteç olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Bu nedenle biz de miRNA'nın tükürük bezi tümörlerinde tanısal ve pr...