Kentler; coğrafyalarına, ülkelerine, toplumların gelenek ve ihtiyaçlarına, farklı mimari ve planlama akımlarına göre şekillenmiştir. Tarihsel süreçte kentlerin yapısı farklı şehirlerde farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Fiziksel öğelerin farklı biçimlerde bir araya gelişi bu farklılıkları oluşturmakta ve kentleri birbirinden farklılaştırmaktadır. Yirminci yüzyılın başından itibaren, yapılı çevrenin üretim biçiminde değişen yaklaşımlar, gelişen teknoloji, kentsel mekânda standartlaşma ve yapılı çevrenin tek-tipleşmesi; kentsel mekâna özgü karakterin kaybolmasına ve benzer kentsel çevreler oluşmasına neden olmuştur. José Luis Sert’e (1956) göre, güzel olarak değerlendirilen kentlerin hepsinde, bütünü meydana getiren yapıların uyumluluğu, ölçekler arası uyum, kentsel karakterin devamlılığı...
İnsanlığın yerleşik hayata geçmesinden günümüze kadar olan dönemde
kentler; farklı toplumlar, mekânsal müdahaleler ve yaklaşımlar nedeniyle dinamik
yapılarını korumuşlardır. Antik kent yerleşmelerinin organik yapısı, ortaçağda surlarla
çevrili kent, sanayi döneminde kent sınırlarının büyümesi ve küresel çağda fiziki
sınırların ortadan kalkması, günümüz kentlerinin kaotik yapısı; oluşumları süresince
kentlerin niteliklerini ortaya çıkarmıştır. Yazılı kaynaklarda kentlerin değişimine ait
belgeler bulunması fakat bu belgelerin kentsel mekânın biçimlenişine dair sınırlı
kaynaklar olması nedeniyle, bu değişimi algılamak ve takip etmek oldukça güçtür. Bir
kentin hangi coğrafyada, nasıl bir konumda, ne büyüklükte, metropoliten olarak nasıl
bir bağlamda yer aldığı; o kentin kültürel, ekon...