Köklü bir sözlü kültür geleneğine sahip olan Altay Türklerinin yazılı edebiyatları 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren oluşmaya başlamış, Sovyet Devrimi’yle birlikte gelişme göstermiştir. Çağdaş Altay edebiyatının kurucuları arasında kabul edilen yazarlardan biri Çalçık Çunijekov’dur. 1898 yılında Elikmanar bölgesindeki Kuyum’a bağlı Üstügi-Koroçı’da doğan yazar, 1973 yılında Gorno-Altaysk’ta ölmüştür. 1958 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Yazarlar Birliği üyeliğine seçilen Çunijekov ölümüne kadar bu görevi sürdürmüştür. Çunijekov; şiir, masal, hikâye gibi edebî eserler yanında makale, röportaj gibi bilimsel eserlerle de çağdaş Altay edebiyatına katkıda bulunmuştur. Çunijekov’un Munduzak adlı eseri, yazarın hayatından izler taşıyan otobiyografik tarzda bir uzun hikâyedir...
Son dönem Altay edebiyatının en
önemli temsilcilerinden biri olan şair, yazar
ve çevirmen Pasley Samık, Kök-Teñri Sözile,
Kükürt-Calkın Colıla (Ay-Kanattu Kök-Börü
enelü Kök-Türkter Aayınça tuucı) “Gök Tanrı
Sözüyle, Gök Gürültüsü-Yıldırım Yoluyla (Ay
Kanatlı Bozkurt Soylu Göktürkler Hakkında
Masal) adlı bir piyes kaleme almış ancak
bu piyesi yayımlamamıştır. Samık, bu piyesin
taslak hâlini 2012 yılında bize Türkiye’de
yayımlamamız için vermiş olup piyes ilk kez
tarafımızdan Pasley Samık’ın “Göktürkler” Piyesi
(Giriş – Metin – Aktarma – Dizin – Sözlük)
adlı kitabımızda yayımlanmıştır (Elcan,
2023).
Adı geçen kitabımızdan hareketle hazırlanmış
olan bu çalışmada, Pasley Samık
hayatı ve eserleri bağlamında tanıtıldıktan
sonra yazarın Göktürk Devleti’nin kuruluşunu
tarihsel ...
Dil, en genel tanımıyla insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araçtır. Aynı zamanda dil
insanlar arasında ortak duygular, düşünceler oluşturur. Böylece insanları yığın olmaktan
kurtarıp bir millet hâline getirir. Nesiller arasında kültür aktarımını sağlayarak millet hâline
getirdiği insan topluluğunu geçmişe bağlar ve yine milletlere bir gelecek tasarımı sunar.
Dolayısıyla dil en önemli millî kimlik kurucu değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir milletin
dilinin yok olması, o milletin de yok olması anlamına gelir. Güney Sibirya Bölgesi’nde Rusya
Federasyonu’na bağlı Altay Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Altay Türkleri, dilleri ve
kültürleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bir Türk boyudur. Hemen tamamı
Altay Türkçesi ve Rusça olmak üzere iki dilli olan Altay Türkleri i...
Altay Türkleri günümüzde Güney Sibirya bölgesinde Rusya
Federasyonu’na bağlı Altay Cumhuriyeti’nde (Respublika Altay),
dağınık olarak da Altay Kray› (Altayskiy Kray) içinde yer alan No-
vosibirsk, Barnaul, Biysk şehirlerinde ve Kemerova Oblast'ında
(Kemerovskaya oblast) yaşamaktadırlar.
Büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud tarafından 11. yüzyılda kaleme alınan Divanu Lügatit Türk, Türk dilinin bilinen ilk sözlü ğüdür. Eserde madde başı olarak sekiz bin civa rında Türkçe kelime yer almakta ve bu kelime lerin Arapça karşılıkları verilmektedir. Divanu Lügatit-Türk, Türkçeden Arapçaya bir sözlük olmasının yanında bazı kelimelerle ilgili yapılan gramer açıklamalarıyla 11. yüzyıl ölçünlü Türk çesinin küçük bir grameri, yazıldığı dönemdeki Türk boylarının ağızları bakkında bilgiler verme siyle de dryalektolojik bir çalışmadır. Zengin söz varlığı, gramatik açıklamalar ve dryalektolojik verilerle Divānu Lügaäti't-Türk sadece Karabanlı dönemi için değil tarihi ve çağdaş bütün Türk leh çeleri için önemli bir krynaktır. Türk lebçelerinin tasnifinde Kuzeydoğu Güney Sibirya Türk leb...
Öz
Kaşkay Türkçesi; İran’ın güneyinde, Fars eyaletinde yaşayan Kaşkay Türklerinin konuşma dilidir. Türk dillerinin tasnifinde Oğuz grubu Türk lehçeleri arasında gösterilen Kaşkay Türkçesi yazı dili olarak gelişmemiş; Kaşkay Türklerinin hemen tamamının aynı zamanda Farsça konuşuru olması dolayısıyla da Farsçanın güçlü etkisi altında tipolojik özelliklerini büyük ölçüde yitirmeye başlamıştır. İki dilin karşı karşıya gelmesiyle ortaya ne gibi durumların çıkabileceği dil bilim çalışmalarında önemli bir yer tutmaktadır. Önceleri bu ilişkiler yalnızca kelime alışverişi ile sınırlı tutulmakla birlikte günümüzde dillerin birbirinden yapısal ögeleri de kopyalayabildikleri kabul edilmektedir. İki dilli her topluluk gibi Kaşkay Türkleri de sosyal açıdan baskın olan Farsçadan yapısal ögeleri almakta ...
Söz varlığı çalışmaları içinde bir kavramı merkeze alarak o kavram etrafında oluşan söz varlığı unsurlarını inceleyen tematik söz varlığı çalışmaları, bir dilin kendi iç dinamiklerinden hareketle türetim kabiliyetini göstermesinin yanı sıra o dilin etkileşimde olduğu dilleri ve bu etkileşimin sonuçlarını göstermesi bakımından da önemlidir. Altay Türkçesinin temel söz varlığını Türkçe kelimeler oluşturmaktadır. Bunun yanında Altay Türklerinin önce Moğol sonra da Rus hâkimiyetinde uzun süre yaşamalarına bağlı olarak Moğolca ve Rusça kelimeler Altay Türkçesinin söz varlığına dâhil olmuştur. Altay Türkçesi üzerine yapılacak tematik söz varlığı çalışmaları hem Türkçe kökenli kelimelerin Altay Türkçesindeki sıklığını hem de Altay Türkçesi-Moğolca, Altay Türkçesi-Rusça dil ilişkilerinin derinliği...
Altay Türkçesi, Güney Sibirya Bölgesi’nde Rusya Federasyonu’na bağlı Altay
Cumhuriyeti’nde ve Altay Kray’da yaşayan Altay Türklerinin edebi dilidir. Altay
Türkçesinin ses bilgisi özellikleri, Genel Türkçe ses bilgisi özelliklerine uygun olmakla
birlikte dil içi ve dil dışı çeşitli sebeplerle birtakım farklılıklar ortaya çıkmıştır. Altay
Türkçesinin görece yakın bir zamanda yazı dili haline gelmesi standartlaşma sürecinin
halen devam etmesi sonucunu doğurmuş; konuşma diline ait bazı unsurlar zaman zaman
yazı diline de geçmiş, böylelikle Altaycanın ses bilgisinde ikili şekiller ortaya çıkmıştır. Bu
çalışmada, Altay Türkçesini, Türkiye Türkçesinden farklılaştıran, ayırt edici ses bilgisi
özellikleri, eş zamanlı ve art zamanlı ses bilgisi olmak üzere iki ana başlık altında
incelenecek...
Kayçı, Altaylı yazar Çıbaş Kayinçin’in Tuular Baştay Kıygı isimli kitabında yer alan hikâyelerden biridir. Hikâyede ismi verilmeyen bir destan anlatıcısının hayatından çeşitli kesitler, Altay Türklerinin değişim/dönüşüm sürecine paralel olarak sunulur. Çalışmanın giriş bölümünde Altay destancılık geleneğinin dünü ve bugünü, ayrıca hikâyenin yazarı Çıbaş Kayinçin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmektedir. Birinci bölümde Kayçı hikâyesinin yapı unsurları üzerinde durulmuş, ikinci bölümde hikâye tematik açıdan ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise çalışma boyunca elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Altay Edebiyatı, Kahramanlık Destanları, Çıbaş Kayinçin, “Kayçı” Hikâyesi, Milli Kimlik.