Gerçeğin görüntüsel doğasına dair algısal bir katmanın ortaya çıkarılmasında önemli yeri olan stereoskopik teknolojiler, 1800’lerin ilk yarısında üç boyutlu fotoğraf uygulamaları ile geliştirilmeye başlamıştır. Yeni bir tür öyküleme potansiyeline sahip derinlik içeren görüntülerin sinemanın anlatı evrenine eklemlenmesi ise 1950’li yıllarda gerçekleşmiştir. Üç boyutlu filmlerin altın çağı olarak anılan bu dönemde stereoskopik filmler, sanatsal dürtülerden çok sinema endüstrisinin ekonomik şartları dolayımında şekillendirilmişlerdir. Sinemada 2000 sonrasındaki dönemde ise dijital teknolojilerin sıra dışı etkileri ile içinde üç boyutlu filmlerinde bulunduğu yapısal bir dönüşüm başlamıştır. Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı paradigma değişimi ile daha sofistike hale gelen üç boyutlu filmler, ...