Araştırmacılar Sami Zariç
Doç.Dr. Sami ZariçİKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMÜ YÖNETİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
166207

Aydınlanma Düşüncesine Yönelik Eleştiriler

Zariç, Sami

Tanrısal haklar ve Tanrısal hukukun yerine akıl, bilgi ve bireyi önceleyen doğal haklar ve doğal hukuku rehber edinen Aydınlanma Felsefesi küresel çapta büyük ve önemli değişimlere yol açmıştır. Bu anlamda aydınlanma felsefesi, modern hayatın kuruluşunda üstlendiği fonksiyon açısından, oldukça öneme sahiptir. Öyle ki Ortaçağ’ın sona ermesi ve Rönesans ile beraber ciddi ivmeye kavuşan Avrupa modernleşmesinin önemli dönemeçlerinden birisi konumundaki Aydınlanma, desteklediği söylem, fikir ve tasarımlardan ilhamla kısa sürede kapsamlı dönüşümün sağlanmasına yol açmıştır. Ancak savaşlar ve eşitsizlikler göz önüne alındığında, 21. yüzyıla gelindiğinde kimse modernite olgusunun başarılı olduğunu, insana özgürlük getirdiğini ve 18. yüzyılda öngörülen Aydınlanmacı hedeflere vardırdığını iddia edem...

166174

1982 Anayasası’nda Cumhurbaşkanı ve Klasik Parlamenter Sisteme Göre Yeni Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın Konumuna İlişkin Öneriler

Zariç, Sami

Bu çalışmada yeni anayasanın parlamenter demokrasinin icaplarına uygun hüküm ve mekanizmaları kabul etmesi gerektiği düşüncesi esas alınmıştır. Bu nedenle, yürütme yetkilerinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu arasında paylaşıldığı, yürütmeye ait asıl yetkilerin Bakanlar Kurulu’na tanındığı, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin ise sembolik konularla sınırlandığı klasik parlamentarizmin Türkiye için en uygun tercih olduğunu düşünülmektedir. Böylece aslında sembolik yetkilere sahip olması gereken Cumhurbaşkanı’nın da sistemi kilitleme imkânı kalmayacaktır. In this study the idea that the new constitution has to accept the rules and mechanisms pursuant to the requirements of the parliamentary system has been taken as basis. For this reason it is thought that the classical parliamentarism in which ...

Makale2013AKADEMİK BAKIŞ 58 | 0 Erişime Açık
166170

Türkiye’de İnsan Hakları Yargısı

Zariç, Sami

Günümüzde insan hakları kavramı oldukça sık duyduğumuz bir kavram olup hemen her hak ihlali veya talebinde doğru-yanlış içeriği tam olarak bilinmeden kullanılmaktadır. Nitelikleri gereği esas olarak devlet karşısında ileri sürülen haklar olmaları itibariyle insan hakları genellikle devlet tarafından ihlal edilir. Paradoksal görünmekle beraber, insan haklarını korumak da öncelikle devletin en önde gelen sorumluluğudur. Hakların korunmasına yargı koruması en temel koruma yoludur. Ayrıca yargı mensuplarının da hukuku yorumlarken insan hakları perspektifinden yaklaşmaları zarureti vardır. İnsan haklarının korunmasında en önemli mekanizma olan yargının Türkiye'de temel işlevi, insan haklarından çok devletin çıkarlarını ve güvenliğini korumak olmamalıdır. Today the term of “human rights” is used...

Makale2011AKADEMİK BAKIŞ 90 | 0 Erişime Açık
166172

Fransız Devrimi’nden Kırgız Devrimi’ne Devrimlere Genel Bakış

Zariç, Sami

Bir ülkenin siyasi yaşamını ve siyasal kültürünü önemli derecede etkileyen unsurların başında o ülkede veya küresel ölçekte etkili olan devrimler gelmektedir. Devrimler çok geniş çaplı etkili olabilmekte ve ülke sınırlarının dışına taşarak dünya çapında etkide bulunabilmektedir. Dünya siyasal tarihinde etkilerinin yanı sıra ülkemiz siyasal tarihinde de devrimler oldukça önemli olmuştur. bir toplumda devrim gerçekleşmiş olsa bile eski düzenin unsurların birden temizlenmesi veya ortadan hemen kaldırılması imkansızdır. Dolayısıyla devrimlerin aslında bir süreç olduğu da zaten bu düşünceyle paralellik arz etmektedir. Bu çerçevede zaman içerisinde devrim süreci içerisinde eski unsurların tekrar güçlenip harekete geçmesi imkan dahilindedir. The revolutions are among the most important factors t...

Makale2012AKADEMİK BAKIŞ 114 | 1 Erişime Açık
166171

Türkiye’de Kentsel Planlama ve TOKİ’nin Planlama Yetkilerindeki Genişlemenin Boyutları

Zariç, Sami

Türkiye’de özellikle mevcut hükümetin iktidarda olduğu son yıllarda icraatları arasında Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve faaliyetleri oldukça ön plana çıkmış durumdadır. 2000’den sonraki son yasal düzenlemeler TOKİ’nin yapısal karakterini değiştirdiği gibi inşa faaliyetlerini de içeren alan ve ilişkilerdeki rolünde de değişikliğe neden olmuştur. Planlama konusunda da yetkilerinin arttığı görülen TOKİ’nin kentsel dönüşüm ve hazine arazilerine yapacağı yatırımlarda yerel yönetimlerle sürekli işbirliği ve diyalog içinde olması planlamada tutarlılığın ve bütüncül yaklaşımın sağlanması açısından çok önemlidir. Yapılacak planlama çalışmalarında daha çok kamu menfaatinin hedeflenmesi ve alt gelir grubunun sağlıklı konut ihtiyacının giderilmesinin öncelikli tutulması da TOKİ’nin rant amaçlı projeler ...

Makale2012AKADEMİK BAKIŞ 165 | 1 Erişime Açık
166178

Türkiye’de Seçim Barajı ve Avrupa Ülkelerinde Durum

Zariç, Sami

Türkiye’de seçim sistemi konusunda Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Günümüzde de seçim barajı tartışmaları sık sık gündeme gelmektedir. Özellikle ara ara Türkiye’de yeni Anayasa hazırlama çalışmaları kapsamında seçim barajının düşürülmesi konusu yine ön plana çıkmaktadır. Çoğulcu demokratik sistemlerin temeli olan seçimlerde farklı görüşte olan kesimlerin parlamentoda temsiline olanak vermesi açısından nispi temsil esasına dayalı seçim sistemleri, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de uygulanmaktadır. Ancak ülkemizin içinde barındırdığı birtakım özel yapısal birimlerin varlığı ve kesimler arası uzlaşmanın sağlanamaması dolayısıyla ülkemizde bu çoğulcu sistemi bir bakıma sınırlandırması için baraj uygulaması getirilmiştir. Çalışma...

169213

Türk Siyasal Yaşamında ‘Demokratik Sağ’ Siyaset Anlayışında Öncü Bir Parti: Demokratik Parti

Zariç, Sami

Demokratik Parti, Türk siyasal yaşamında kısa süreli yer edinmiş siyasal partilerdendir ve Adalet Partisi’nden ayrılan parti içi muhaliflerce kurulmuştur. Parti çıkış amacını ve temel hedefini “1946 Ruhu”nu yeniden canlandırmak olarak belirlemiş olup bu ifadeyle Demokrat Parti’nin mirasçısı ve devamı olduklarını vurgulamışlardır. Bu çalışmanın amacı Türk siyasal hayatında merkez sağ çizgisinde Demokrat Parti’nin 1960 darbesi sonrasında kapatılmasından itibaren merkez sağda oluşan boşluğu doldurma çabasında ortaya çıkan partilerden biri olan Demokratik Parti’nin siyasal yaşamının ortaya konulmasıdır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada konu ile ilgili kitap, dergi, makale gibi ikincil kaynaklar taranmış, ayrıca bu konuda yapılan tez vb. diğer akademik çalışmalara da ulaşılm...

166209

Panslavizm ve Turancılık Akımının Karşılaştırılması Üzerine Bir İnceleme

Zariç, Sami

Panslavizm, Slav ırklarının bir çatı altında toplaması fikri olarak tanımlanmaktadır. Bu akım bütün Slavları etkilemiştir. Ortak geçmişleri, dilleri ve kültürleri olması dolayısı ile bütün Slavların bir siyasi birlik kurması düşüncesi en çok Rusya’yı etkisi altına almıştır. Rusya kendi çıkarları doğrultusunda bütün Slavları bir Rus egemenliği altında toplamak istemiş ve bu doğrultuda da Panslavizm politikasına öncülük etmiştir. Bu fikir ilk olarak 16. yy’da görülmeye başlamış vebu tarihlerden üç yüz yıllık bir süre sonra 1839’da Macaristan’da bütün Türklerin bir çatı altında toplanması fikri olan Turancılık düşüncesi ortaya çıkmıştır. Daha sonra bu fikir Osmanlı Devleti’nin çöküşü sırasında Osmanlı’yı kurtaracak bir fikir olacağı düşüncesi ile en çok Osmanlı Devleti’nde etkisini göstermişt...

167514

Türkiye’de Muhafazakâr Siyasetin Kökleri: Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in Muhafazakâr Siyaseti

Zariç, Sami | Gönültaş, Emre

Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada, Türkiye’de muhafazakârlık konusu açısından Adnan Menderes ve Demokrat Parti işlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin dokuzuncu başbakanı olan Adnan Menderes, liberal ve muhafazakâr eğilimleri olan bir siyasetçi ve devlet adamı olarak tanınmıştır. 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle sonlanan iktidarı boyunca Türkiye’nin en önemli siyasi aktörlerinden birisi olan Adnan Menderes, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte 1946 yılında Demokrat Parti’yi kurmuş ve 1950 seçimlerinde iktidara gelmiştir. Partinin temel eğilimlerinden birisi de muhafazakârlıktır. Demokrat Parti, ilk kez girdiği 1946 genel seçimlerinde ve iktidar olduğu 1950, 1954 ve 1957 genel seçimlerinde muhafazakârlardan gü...

166194

TÜRK SİYASAL HAYATINDA SAĞ PARTİLERDE BÖLÜNME: 1960-1980

Zariç, Sami

Türk siyasal hayatında ideolojilerin belirgin biçimde siyasal partiler üzerinde etkili olduğu zaman dilimi 1960-1980 arası dönemdir. Siyasal parti oluşumları Osmanlı Devleti’nin son döneminde görülmüştür ve bölünmeler bu dönemde başlamıştır. Bu bölünmenin sağ-sol yelpazesinde kendisini göstermesi ise 1960-1980 yılları arasında olmuştur. Çalışmanın konusu aynı dönemde sağ partilerde meydana gelen bölünmelerdir. Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi-Milliyetçi Hareket Partisi üzerinden dönemdeki sağ parti bölünmeleri incelenmiştir. Çalışmada kullanılan nitel yöntem için kitap, makale, bildiri ve dergilerden yararlanılmış ve analiz yöntemi uygulanmıştır. 12 Eylül askeri müdahalesine giden süreçte, sağ partilerin uzlaşmadan uzak tutumu bu partileri destekle...

166175

Türk Siyasal Hayatında Milli Görüş Hareketinin Tarihsel Gelişimi Işığında Milli Görüş ile Adalet ve Kalkınma Partisi Arasındaki İdeolojik Farklılıklar

Zariç, Sami

Ak Parti’nin günümüz siyasetinde ve iktidar mücadelesinde etkinliği ve gücü göz önüne alındığında partinin kurucu kadrosunun Milli görüş geleneğinden gelmesi hasebiyle Ak Parti ile Milli Görüş arasında ne gibi farklılıklar bulunduğu sorusu gündeme gelmektedir. Bu incelemede ilk görülen husus Ak Parti’nin Milli Görüş geleneği içinde kurulan partilerin savı olan Adil Düzen temasını kullanmamasıdır. Ayrıca laikliğe bakış anlamında her iki yaklaşım arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Ancak aslında Ak Parti kuruluşundan önce Milli Görüş geleneğinin son partisi olan Fazilet Partisi’yle beraber Milli Görüş hareketinde de laikliğe bakış açılarının biraz daha esnediği görülmüştür. Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer önemli husus da Ak Parti’nin kuruluşu esnasında Merkez sağda si...

166197

Rönesans’tan Kant’a Aydınlanma Düşüncesine Genel Bakış

Zariç, Sami

18. yüzyıl Avrupa burjuvazisinin, bir tarafta İngiltere’de Avam Kamarası vasıtasıyla iktidardan pay aldığı, öbür tarafta başta Fransa gelmek üzere diğer ülkelerinde ise Ancien Régime (Eski Rejim) diye isimlendirilen geleneksel düzeni değiştirmek veya en azından yeniden düzenlemeyi hedeflediği bir yüzyıldır. Yeni bilimin yükselişinin yanı sıra Batı Hristiyanlığında Protestanlığın yükselişi de Aydınlanmanın ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Batı düşünce ve siyasal geçmişinde Aydınlanma ve din arasındaki ilişkinin niteliği meselesi sosyal bilimler alanında önemli bir tartışma konusudur. Aydınlanma veya daha genel bir ifadeyle modernite, din muhalifi bir siyaset ve felsefe olarak görülmüştür. Aydınlanma 17. asır Avrupa düşüncesinde insanın din ve gelenekleri terk ederek kendi aklı vasıtasıyla...

166205

Aydınlanma Felsefesinin Ortaya Çıkışında Ve Gelişiminde Etkili Ülkeler

Zariç, Sami

‘Aydınlanma’ kavramı, 18. yüzyıl Batı felsefesini tanımlamak amacıyla kullanılır, fakat söz konusu felsefe, tekdüze bir hareket olarak görülemez. Bu anlamda Fransız Aydınlanması, Alman Aydınlanması, İskoç Aydınlanması vb. nitelemeler farklı çağrışımlar yapmaktadır. Bu nedenle Aydınlanma'yı, tüm toplumlarda benzer şekilde yaşanmış bir süreç şeklinde değerlendirmemek lazım. Dolayısıyla Aydınlanma çağı filozofları birbirinden çok farklı fikirler ortaya koymuşlar ve böylece Aydınlanma felsefesinde farklı damarlar ortaya çıkmıştır. Böylece ulusların kendilerine has spesifik kültürel-siyasal şartları, özel dehaları benzer bir hareketi veya kurumu genel olarak farklılaştırma sonucuna yol açar. Ayrıca Batının sosyal, siyasal, felsefi ve ekonomik açılardan modern dönemlerde sağladığı düşünsel birik...

166168

Söylem Ve Belge Analiziyle Adalet ve Kalkınma Partisi ile Saadet Partisi Arasında Laiklik Meselesine Yaklaşım Farkı

Zariç, Sami

Cumhuriyet Türkiye’sinde hakkında en fazla konuşulan problem alanlarından biri din ve politika ilişkisidir. Bu çalışmada Ak Parti’nin kurucu kadrosunun Milli görüş geleneğinden gelmesi hasebiyle Ak Parti ile Saadet Partisi arasında laiklik konusunda yaklaşım farkı ele alınmıştır. Kuruluşundan iktidarının halen sürdüğü 2016 yılı ortalarına kadar Ak Parti’nin laiklik konusunda katı bir yaklaşımı tasvip etmediği ve laikliğe kökten karşı çıkmayıp kamusal alanda dinin görünürlüğü konusunda daha toleranslı bir yaklaşım benimseyen pasif laiklik anlayışını benimsediği ortaya çıkmaktadır. Saadet Partisi’nde ise 28 Şubat döneminin de etkisiyle düşünülenin aksine laiklik konusunda tutum değişikliğine gidilmiş ve Milli Görüş Hareketi’nin kurduğu daha önceki partilere nazaran daha yumuşak bir tavır alı...

166176

DEMOKRATİKLEŞME AÇISINDAN SİVİL TOPLUM VE OSMANLI’DAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE KONUMU

Zariç, Sami

Her ne kadar "sivil toplum" konusunda yüzlerce yayın ve tartışmalar yapılmış, sadece bu bahse ayrılmış pek çok bilimsel konferans, toplantı, seminer ve çalıştaylar düzenlenmiş olmasına rağmen henüz üzerinde tam olarak fikir birliğine varılmış bir "sivil toplum" kavramına ulaşılamamıştır. Sivil toplum devlet-toplum ayrışması içinde, toplumun devletten ahlaki ve siyasi olarak daha güçlü ve daha belirleyici olduğunu simgelediği sürece de, demokratikleşmenin ve demokratik toplum yönetiminin tanımlayıcı temel referans-noktalarından biri olma işlevini üstlenmektedir. Bununla birlikte sivil toplumu sadece demokratik toplum yönetimi temelinde taşıdığı siyasi ve ahlaki değerlere gönderimle düşünmek, kavrama güçlü bir değer yargısı da yüklemek sorunu da taşımaktadır. Sivil toplumun günümüzdeki içeri...

166179

1946-60 ARASI DÖNEMDE DEMOKRAT PARTİ İLE ALEVİLER ARASINDAKİ İLİŞKİ

Zariç, Sami

Türkiye’de 1946 seçimleriyle baĢlayan çok partili hayatla beraber Türkiye’de demokratikleĢme anlamında olumlu bir hava esmeye baĢlamıĢtır. 1950 seçimlerinden itibaren ise Demokrat Parti ülke yönetiminde söz sahibi olmuĢtur. Çok partili hayata geçiĢle beraber artık Aleviler de terk parti döneminin baskıcı ortamından duyulan rahatsızlıkla beraber seçimlerde daha çok DP’ye yönelmiĢtir. Bu tercihte daha çok kırsalda yaĢayan Aleviler üzerinde ekonomik faktörlerin de etkili olduğu anlaĢılmaktadır. Ancak 1957 seçimlerinden itibaren ise ülke genelinde olduğu gibi Alevi kesimde de DP’den bir soğuma görülmüĢ ve yeniden CHP’ye yönelmiĢlerdir. Her ne kadar bu kopuĢu DP’nin biraz daha sünni-muhafazakâr kesime dönük politikalarından duyulan rahatsızlığa bağlayan yorumlar çok olsa da o dönemki ekonomik k...

/ 2