Sünnet, İslâm’ın ikinci temel kaynağı olup, Kur’ân’ın ha-yata geçirilmiş bir tefsiri olarak Müslümanların günlük ha-yatında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Hz. Peygamber, ilâhî vahyi yalnızca tebliğ etmekle kalmamış, onu bizzat uygula-yarak bütün Müslümanlar için Kur’ân’da ifade edildiği üze-re “üsve-i hasene” (güzel bir örnek) olmuştur. Bu nedenle, sünnetin doğru bir şekilde anlaşılması ve uygulanması, İslâmî ilimler ve dolayısıyla Müslümanlar açısından son de-rece önemlidir. Çünkü hadislerin sıhhati, sünnetin güvenilir-liği açısından büyük bir öneme sahiptir.
Rivâyet esnasında hadislerin isnadına veya metnine etki eden râvi tasarrufları hadisin sıhhatini doğrudan etkileyen hususlardandır. Bunlardan bir kısmını hadise sonradan ek-lenen sözler oluşturmaktadır. Bu bağlamda bir hadise yapı-l...
Geçmişten günümüze baktığımızda Müslümanların sıkıntıya
düştükleri dönemlerde çözüm arayışına girişen Mihne sürecinde
Ahmed b. Hanbel (öl. 241/855), Haçlı seferleri ve Moğol istilası
döneminde İbn Teymiyye (öl. 728/1328) ve İbn Kayyim (öl.
751/1353) gibi bazı şahsiyetler, mücadeleleriyle hep ön plana
çıkmıştır. 13./19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’nın güç kaybetmesiyle
birlikte Batı’nın siyasi, askerî, ekonomik vb. her alanda
gözle görülür yükselişi sonrası Müslümanlar, içinde bulundukları
durumdan kurtulmanın çaresini aramaya başlamışlardır. Bu
dönemde ise dikkat çeken isimler Cemaleddin Efgânî (1838-
1897), Muhammed Abduh (1849-1905) ve Muhammed Reşîd
Rızâ’dır (1865-1935). Özellikle bu sıkıntılı dönemlerde bid‘at ve
hurafelerden uzak dinin en saf ve duru halinin yaşandığı geçm...