Koleksiyon Felsefe Tarihi Anabi ...
166766

Muhtasar Felsefe

Turanlı, Gül

Felsefeyi modern anlamıyla yeniden inşa sürecimizin kavramsal ve kurumsal girişimlerle hız kazandığı II. Meşrutiyet döneminin en renkli felsefi simalarından biri, hiç şüphe yok ki Baha Tevfik’tir. 1904’te, İzmir İdâdîsi’ni bitirmek üzereyken, yirmi yaşında başlayan ve ölüm tarihi olan 1914’e, otuz üç yaşına kadar süren kısa fakat velûd yazı hayatında onlarca gazete-dergi çıkarmış, onlarcasının çıkmasına yardımcı olmuş, birçoklarına yazılarıyla katkıda bulunmuş, ülkemizde doğrudan felsefi eserler yayınlayan ilk yayınevi Teceddüd-i İlmî ve Felsefî Kütüphanesi’ni kurarak dört yılda 12 adet kitap yayınlamış, basılan ve basılmayan, telif ve tercüme, tek başına veya ortak 17 kitap yazmış, hikâye, makale, tenkit gibi değişik türlerde ve alanlarda edebi ve felsefi yüzlerce yazı kaleme almış ateşli...

166765

Tarih-i Felsefe

Turanlı, Gül

Felsefeyi modern anlamıyla yeniden inşa etmeye ve bir felsefe dili kurmaya çalışan II. Meşrutiyet döneminin dikkat çekici felsefi simalarından biri hiç kuşkusuz Baha Tevfik’tir. Baha Tevfik, 1914’teki vefatına kadar kısa süreli yayın hayatında, döneminin felsefi faaliyetlerini destekler nitelikte birçok gazete ve dergi çıkarmış, bunun yanı sıra ülkemizde doğrudan felsefi eserler yayınlayan Teceddüd-i İlmî ve Felsefî Kütüphanesi’ni kurarak, arkadaşlarıyla birlikte, Louis Büchner’den Madde ve Kuvvet, Ernst Haeckel’den Kâinatın Muammaları tercümelerini, bir takım monografiler ve bunların dışında 12 adet kitap yayınlamıştır

166764

Gilles Deleuze'ün Sanatçı-Filozofu

Turanlı, Gül

Felsefede üslup kavramın hareketidir diyen Deleuze, belki de bu hareketi en iyi gerçekleştirenlerden biridir. Dildeki varyasyonları, modülasyonları dilin dışarıya doğru geriliminde canlandırması yetmezmiş gibi felsefeyi romanla, resimle, yontuyla, şiirle bağdaştıracak kadar kategorize edilmemiş, kodlanmamış bir yaşamın içinden kavramlar üretir. Dıştan içe doğru ilerleyen lineer düzlemden yaşamı kurtarmak adına kaçış çizgileri yaratırken heterojen dengesizliklerden faydalanır. Felsefe ve edebiyat tarihinden seçtiği isimler üzerinden gerçekleştirdiği okuma edimleriyle başı ya da sonu olmayan ancak gezgin bir aradalık durumu ile kodlanmamış kendiliklerin potansiyel farklarını açığa çıkarır. Dümdüz bir yol değildir Deleuze’ün seçtiği yol; daha çok zikzaklarla, gölgede kalan yerlerle ilgilid...

167344

KELÂM İLMİNİN STOA FELSEFESİ İLE İLİŞKİSİ HAKKINDAKİ İDDİA VE TARTIŞMALAR

Boz, Mustafa

Bu çalışma, bir Helenistik dönem Yunan felsefe ekolü olan Stoa felsefesi ile klasik dönem İslâm kelâmı arasındaki ilişkiyi; tarihsel, kültürel ve siyasi şartları da göz önüne alarak, hem bilimsel hem de yaygın etkileşim yollarını zamanın paradigmatik atmosferi bağlamında değerlendirdikten sonra, iki düşünce geleneği arasında etkileşimin olup olmadığına dair fikir oluşturmaya çalışan; olumlayıcı veya olumsuzlayıcı yaklaşıma bağlanmaksızın, ilgili literatürü dengeli yaklaşım metoduyla süzgeçten geçiren ve araştırma sahasında kesin bir sonuç önermekten çok, ilgili literatüre eleştirel bir katkı sunmayı amaçlayan bir çabanın sonucudur. Her ne kadar araştırma kapsamının iki ucu Stoa felsefesi ve kelâm olarak belirlenmişse de, zorunlu durumlarda kapsamın genişletilip Yunan felsefesi ve İslâm düş...

Kitap2023Sonçağ Yayınları 34 | 0 Erişime Açık
166230

Yemler Bilgisi Yem Teknolojisi ve Balık Besleme

Bilgüven, Murat

Her havuz alanında ya da yetiştirme biriminden elde edilen balık ve dolayısıyla balık yetiştiriciliğinin kârlılığı, büyük ölçüde kullanılan yemin miktarına bağlıdır. Su ürünleri sistemi ne kadar yoğun olursa yemlemenin önemi o kadar fazla olur ve toplam üretim maliyetinde yem maliyetinin payı da o kadar artar. Bilindiği üzere alabalık başta olmak üzere bazı balıkların yetiştiriciliği için akarsu sistemli tesisler kullanılmakta yada sıcaklığın, su bileşiminin ve akıntının dolayısıyla oksijen yoğunluğunun daha iyi olduğu tatlı su ve kıyılarda ise yüzer ağ kafeslerde yetiştiricilik yapılmaktadır. Su ürünleri yetiştiriciliğinin ileri durumda olduğu ülkelerde entansif yetiştiricilik uygulanmakta ve yetiştirme alanlarında birim hacimde maksimum ürün yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu tür yetişti...

Kitap2002Akademisyen 268 | 7 Erişime Açık
167316

Role of antioxidant defense system and biochemical adaptation on stress tolerance of high mountain and steppe plants

Keleş, Yüksel

Eleven species were collected from Northwest Anatolian mountains (1500–2000 m) and 18 species were collected from the Central Anatolian steppes (850–1000 m) in June 1998 and 1999. In all the species investigated, the water and dry matter percentages and solute contents were measured. The chlorophyll, b-carotene, ascorbate and a-tocopherol contents and catalase (CAT), superoxide dismutase (SOD) andglutathione reductase (GR)enzymeactivities oftheplants werealsodetermined.Thesteppeplantshadlowerwatercontentcomparedwith alpine plants. The chlorophyll contents of the plants investigated did not change with altitude. However, the carotenoid/chlorophyll ratio of alpine plants was found to be significantly higher. The antioxidant/chlorophyll ratio of the trees and shrubs was higher than that of he...

Makale2004Acta Oecologica 35 | 0 Erişime Açık
166768

Edward Said: Oryantalist Söylem Analizinin Metodolojik Temelleri

Turanlı, Gül

Edward Said, 1978’de yayınladığı Oryantalizm adlı çalışmasıyla akademik bir disiplinin adı olan oryantalizmi, siyasi ve ideolojik bir içeriğe sahip kendine özgül güçleri olan bir kavrama dönüştürerek oryantalizm tartışmalarının seyrini önemli ölçüde etkilemiştir. Etkisinin bu denli büyük çaplı olması oryantalizmi ontolojik ve epistemolojik uğraklar arasında kesintisiz bir ilişkiye sokmasından ve bu ilişkiyi bir söylem analizine tabi tutmasından kaynaklanır.

166767

Türk Felsefesinde Kültürün Alımlanışı

Turanlı, Gül

Çağdaş Türk felsefesinin inşası/üretilmesi sürecinde Modernleşme/Batılılaşma deneyimlerimiz ve bu deneyimlerimiz sonucunda Osmanlı/İslam toplumunun Batı ile zorunlu temaslarının yaratmış olduğu toplumsal, kültürel, ekonomik değişimler silsilesi bugünkü felsefe etkinliğimizin kaynağını oluşturmaktadır. Hem toplumsal kökenler hem de düşünce tarihi bakımından bir Türk düşüncesinden bahsetmek mümkün müdür? sorusu üzerinde eleştirel değerlendirmelerin yapıldığı felsefe etkinliğimiz; siyasal, tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamlarında varlığını şekillendirmiştir. Böylesi bir felsefi etkinlik, Batı kültürü ile temaslarının artması sonucunda entelektüel alanı belirleyen yeni sorunsallaştırmaların imkânıyla yüzleşmiştir. Bu yüzleşme aynı zamanda felsefi düşünce üretiminin tarihi ve koşulları üze...