Osmanlı Dönemi’nden günümüze ulaşan geleneksel konut yapıları çoğunlukla 19. yy sonu ve 20. yy başına tarihlenmektedir. Mevcut geleneksel konut araştırmaları çoğunlukla Osmanlı’nın son dönemine tarihlenen ve günümüze ulaşabilen tarihi konut yapılarının fiziksel biçimlenmesinden elde edilen bilgilere ve bu bilgilere dayalı değerlendirmelere dayalıdır. Bununla birlikte şer’iyye sicilleri, vakfiyeler, defterler ve belgeler gibi birinci dereceden güvenilir kaynaklar bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak ait oldukları dönemlerin konut yapıları hakkında bilgi vermektedir. Bu bilgiler, günümüze ulaşan geleneksel konut yapılarından önce inşa edilmiş olan konutların fiziksel biçimlenmesi hakkında bilgi vermesinin yanı sıra, yapıların oluşumu ve zaman içinde geçirdiği değişimleri sosyal yapı ve kur...
2018 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde “Yapı / Koruma Dalı Ödül Adayı” olan Boğaziçi Üniversitesi Gözlükule Kazısı Araştırma Merkezi hem nitelikli bir endüstri mirasına yeniden bir işlev kazandırmış olması hem de özenli bir restorasyon geçirmiş olması nedeniyle önemli. Geçtiğimiz Mayıs ayında açıklanan 2019 yılı Avrupa Kültürel Miras Ödüllleri / Europa Nostra Ödülleri’nde Koruma Dalı’nda ödüle layık görülen yapıyı ele alan yazar, tarihî yapının özgünlüğünü korurken iklime ve doğaya uygunluğu gözeten koruma yaklaşımının önemine dikkat çekiyor.
Bu çalışma Tarsus geleneksel konut dokusu içinde Cumhuriyet Dönemi’nde inşa edilmiş olan iki konut yapısının mekânsal ve işlevsel biçimlenmelerinin aynı yerdeki geleneksel konut yapıları ile karşılaştırılmasını içermektedir. Tarsus tarihi konut dokusu içinde 1950'li yıllarda inşa edilmiş olan iki yapının plan şemaları geleneksel konut yapılar ile benzerlikler taşımaktadır. Bu çerçevede incelenen iki örnek yapı Tarsus özelinde konut yapılarının zaman içinde mekânsal ve işlevsel örgütlenmesinin değişim ve gelişimini değerlendirme imkânı sunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye'de görülen konut yaklaşımları anlatılmaktadır; ikinci bölümde örnek iki yapı incelenmektedir. İkinci bölümde, ayrıca, incelenen iki yapı ile aynı bölgede inşa edilmiş Os...
Dünya üzerinde kurak Qanat adı verilen su yolları yer altına kazılmış su tünelleridir. Qanatı diğer yer altı su yollarından ayıran temel özelliği yer altında bulunan suyun yeryüzüne çıkartılmasını sağlamasıdır. Qanat sistemi yer altı suyunun çok az eğim verilmiş tünellerle yerçekimi
gücünden yararlanarak yeryüzüne çıkartılması prensibine dayanmaktadır. Kurak iklime sahip birçok yerde görülen yer altı su tünelleri Anadolu’da da bulunmaktadır.
Kervansaray AŞ İngiliz petrol şirketi British Petroleum’un (BP) Türkiye turizmine katkı amacı ile kurduğu bir anonim şirkettir. 1960’ların başında kurulan bu şirket bünyesinde Türkiye’nin farklı yerlerinde 10 mokamp tesisi inşa edilmiştir. Türkiye’deki yabancı sermayeli ilk turizm yatırımlarından biri olan Kervansaray Mokampları yeni bir turizm şekli için tasarlanmış öncü mimari tasarımlardır. Kervansaray Mokamplarının tasarımcısı karikatürist, ressam ve mimar Güngör Kabakçıoğlu’dur.
Bu yazının amacı, modern mimari tasarım yaklaşımlarını yansıtan ve döneminin sosyal ve ekonomik yapısının belgesi olan Kervansaray Mokamplarının sahip olduğu kültürel değerleri ortaya koymak ve günümüze büyük oranda özgün olarak ulaşabilmiş olan Kızkalesi Mokamp’ı koruma yaklaşımlarını tanımlamaktır. Mokamp...
Uçar, Meltem | Zorlu, Fikret | Akar, Tuba | Belge, Z. Sara
Mersin tarihi kent merkezi tarihi kimliğini büyük oranda kaybederek günümüze ulaşmıştır. Mevcut durumda kültür varlığı niteliği taşıyan yapıların büyük çoğunluğu uygunsuz kullanımlar ve terkler ile tahrip olmaya devam etmektedir; yeni yapıların önemli bir bölümü ise tarihi dokuyla uyumsuzdur ve fiziki sorunlar taşımaktadır. 1998 yılında hazırlanmış olan Koruma Amaçlı İmar Planı, alanın korunmasını ve kullanımının devamlılığını sağlayamamıştır. 2015 yılında kentsel sit alanı ve etkileme geçiş alanını da içine alan 59.47 hektar alanın Yenileme Alanı olarak ilan edilmesi, tarihi kent merkezinde fiziki müdahale süreçlerini daha karmaşık hale getirmiştir. Yeni statünün gerektirdiği mevzuat, alanda ihtiyaç duyulan müdahalelerin yapılmasını zorlaştırmıştır. Tarihi kent merkezinde, kültür varlıkla...
Bu çalışmanın amacı “aktif öğrenme” temelli olarak tasarlanan “Ben Bir Kâşifim, Yaşadığım Kenti Keşfediyorum” başlıklı TUBİTAK 4004 Bilim ve Toplum Projesinin bulgularını paylaşmaktır. Projenin amacı, öğrencilere bilimsel bakış açısı kazandırarak, bilimsel düşünme ve araştırma yönteminin uygulanması ile tarihi çevrenin sahip olduğu değerler konusunda farkındalık oluşturmaktır. Hedef grup Mersin İli Tarsus ilçesinde yaşayan 5. ve 6. sınıf öğrencileri olarak belirlenmiştir. 25’er katılımcıdan oluşan üç grup halinde yapılan etkinliğe toplanda 75 öğrenci katılmıştır. Proje kapsamında uygulanan etkinlikler “aktif öğrenme” yaklaşımına göre tasarlanmıştır. Proje sonuçlarını proje amaçları doğrultusunda değerlendirebilmek için bir ön-test ve biri etkinlik sonu diğeri bir ay sonra olmak üzere iki s...
Kültür varlığı tanımı somut ve somut olmayan değerlerin tüm anlamlarıyla günlük hayatta kullanılan yapı ve alanları içermekte ve bunların koruma kapsamına alınmasını gerektirmektedir. Bu yapısı ile koruma, kullanıcıların günlük yaşamını ilgilendirir hale gelmekte ve topluma sorumluluk yüklemektedir. Bu nedenle kişilerin tarihi yapı ve alanların sahip oldukları değerler ve önemi hakkında bilgi sahibi olması ve korumanın gerekliliği ile bu gereklilik içinde kendi sorumluluklarının bilincine varması, kültür varlıklarının korunması konusunda temel etkenler arasındadır. Kişilerin tarihi yapı ve alanların korunması konusunda bilinç sahibi olmaları için, çocukluk dönemlerinden itibaren bu konuda farkındalıklarının oluşturulması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’de kültür varl...
Her havuz alanında ya da yetiştirme biriminden elde edilen balık ve dolayısıyla balık yetiştiriciliğinin kârlılığı, büyük ölçüde kullanılan yemin miktarına bağlıdır. Su ürünleri sistemi ne kadar yoğun olursa yemlemenin önemi o kadar fazla olur ve toplam üretim maliyetinde yem maliyetinin payı da o kadar artar. Bilindiği üzere alabalık başta olmak üzere bazı balıkların yetiştiriciliği için akarsu sistemli tesisler kullanılmakta yada sıcaklığın, su bileşiminin ve akıntının dolayısıyla oksijen yoğunluğunun daha iyi olduğu tatlı su ve kıyılarda ise yüzer ağ kafeslerde yetiştiricilik yapılmaktadır. Su ürünleri yetiştiriciliğinin ileri durumda olduğu ülkelerde entansif yetiştiricilik uygulanmakta ve yetiştirme alanlarında birim hacimde maksimum ürün yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu tür yetişti...
Eleven species were collected from Northwest Anatolian mountains (1500–2000 m) and 18 species were collected from the Central Anatolian steppes (850–1000 m) in June 1998 and 1999. In all the species investigated, the water and dry matter percentages and solute contents were measured. The chlorophyll, b-carotene, ascorbate and a-tocopherol contents and catalase (CAT), superoxide dismutase (SOD) andglutathione reductase (GR)enzymeactivities oftheplants werealsodetermined.Thesteppeplantshadlowerwatercontentcomparedwith alpine plants. The chlorophyll contents of the plants investigated did not change with altitude. However, the carotenoid/chlorophyll ratio of alpine plants was found to be significantly higher. The antioxidant/chlorophyll ratio of the trees and shrubs was higher than that of he...
Kentsel ve kırsal arkeolojik alanlarda korumanın sürdürülebilirliğin sağlanmasında toplumun eğitim, bilinç ve farkındalık düzeyi büyük önem taşımaktadır. Yaşamın devam ettiği kentsel ve kırsal alanlarda yerel halk, arkeolojik alanların korunmasında ve korumanın kamu yararı çerçevesinde yarar sağlamada doğrudan paydaşlar haline gelmektedir; bu paydaş grubu içinde geleceğin temsilcisi çocuklar belki de en önemli yeri teşkil etmektedir. Ülkemizde koruma alanında ilk yasal düzenlemeler arkeolojik alanların korunması kapsamında olmuş ve zaman için-de mevzuat gelişmiş olmakla birlikte, mevcut durumda kişilerin yaptığı tahribatlar göz önüne alındığında, arkeolojik alanların korunmasının ülkemizde halen toplumsal davranış biçiminin bir parçası haline gelemediği söylenebilir. Arkeolojik alanların k...
Belge, Z. Sara | Belge, Burak | Uçar, Meltem | Aydınoğlu, Ümit
Tarsus historic city center is a continuous settlement from the Neolithic Age to the present day. Archaeological heritage is integrated with traditional historic quarters, historic city center, Early Republican buildings and industrial heritage. Social practices, cultural production processes, legends and religious events transferred from generation to generation constitute the intangible cultural heritage elements and also the symbols of the city. In 2013, conservation area boundaries were revised and Tarsus historic city center, was declared as 3rd Grade Archaeological Site by the Regional Conservation Council. In defined context, the Conservation-Strategy Guideline was prepared with the contract signed between Mersin Metropolitan Municipality and Mersin University, Faculty of Architectu...
Yerleşik düzene geçen her toplumda, su en önemli problemlerden biri olmuştur. Suyun kaynağından alınması, taşınması, dağıtılması ve kullanılması, her zaman özel bir su yapısının inşa edilmesini gerektirmiştir. Bu gereklilikle oluşan su yapıları, mimari biçimlenmeleri, teknolojik özellikleri ve kültürel anlamları ile insanlık tarihinin önemli belgeleri arasında yer almaktadır. Gaziantep’in tarihi su yapıları; yerel dilde livas adı verilen su kanalları ile bu kanallarla taşınan suyun kullanıldığı gane, kuyu, hamam ve kastel adı verilen yapılardan oluşmaktadır. Livas sistemi insan emeğiyle oyulmuş yer altı su kanallarıdır. Gane, kuyu ve hamamlar ise livas sisteminin bir parçası olarak tasarlanmışlardır. Su sistemi, suyun kullanıma açıldığı kamusal bir yapı olan ve yerel dilde kastel adı veril...
Tarsus tarihi öneme sahip çok katmanlı bir yerleşimdir. Tarihin farklı dönemlerinde farklı nitelikleri ile değerli görülen kent, Osmanlı’nın son döneminde dokuma sanayi ile önem kazanmıştır. Bu önem, Cumhuriyetin ilanından sonra da kentin sosyo-kültürel ve ekonomik gelişiminde belirleyici bir etken olmuş ve kentin simgesi haline gelmiştir. Son yıllarda ise, Mersin ve çevresinin lojistik alan olarak gelişmesinin ve tarım üretimlerindeki değişimlerin de etkileriyle bölgede ve Tarsus’ta dokuma sanayi işlevin kaybetmiştir. Bunun sonucunda da terk edilen ve işlevsiz kalan endüstri yapıları yok olma sürecine girmiştir. Günümüzde Tarsus’ta bulunan ve endüstri mirası kavramı içinde değerlendirilmesi gereken dokuma sanayisine ait yapıların çoğunluğu koruma altına alınmamış durumdadır ve bir bölümü ...