Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün önderliğinde I. Dünya Savaşı'ndan sonra Batılı emperyalist devletlere karşı yürütülen ulusal bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi sonucunda kurulmuştur. Yeni devletin temel hedefi, Türk toplumunu geri kalmışlıktan kurtarmak ve modern bir toplum haline getirmekti. Bunun ön koşulu ise hiç kuşkusuz çağın gerektirdiği bilgilerle donatılmış insanlar yetiştirmekti Cumhuriyet, bu amaçla Osmanlı eğitim sisteminden farklı bir eğitim anlayışı ile kendi eğitim sistemini kurmuş ve Devletin niteliklerine uygun olarak, ulusal, çağdaş, laik ve demokratik bir eğitim politikası oluşturmuştur. Bu çalışma ile Türkiye Cumhuriyeti'nin Eğitim Politikası ve uygulamalarının,1923 -1950 Yılları arasında, Mersin ve merkeze bağlı köylere nasıl yansıdığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. ...
ÖZET Bu araştırmanın en temel amacı, Saraybosna’daki aile yapısını (eş ve çocuk sayısı), evlenme, mehr, boşanma olaylarını, vasî tayin edilmesini, cürm-i cinâyet mevzularını, vakıf ve bunlar aracılığıyla icra edilen faiz uygulamasını inceleyip belirlemektir. Bu amacımıza yönelik olarak da örneklem veri tabanı baz alınarak Saraybosna Şer‘iyye Sicilleri’nden istifade edilmiştir. İncelememiz 1783-1786 yıllarını kapsamakta olup iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Saraybosna kentinin sosyo-ekonomik yaşantısında önemli bir aktör olan yerel ahali ile bunların bıraktıkları tereke ve diğer mahkeme kayıtları tetkik edilerek Saraybosna’nın sosyal yaşantısına dair çözümlemeler yapılmıştır. Böylece Saraybosna’nın aile hayatıyla ilgili bulunan evlenme, mehr tayini, eş ve çocuk sayısı, boşanma ol...
ÖZET 1929 DÜNYA EKONOMİK BUHRANI’NIN MERSİN LİMANI ÜZERİNE ETKİLERİ 1929 Dünya Ekonomik Buhranı iki dünya savaşı arasındaki dönemde yaşanan ve etkileri dünyanın hemen her yerinde görülen en büyük ekonomik krizdir. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı Türkiye’nin etkin bir ekonomi politikası uygulamaya başlayacağı döneme rastlamıştır. Dünya’daki ekonomik gelişmeler paralelinde Türkiye ekonomisinde korumacı politikaların desteğindeki devletçilik anlayışı ve uygulamaları geçerli olmuştur. Ekonomideki sağlam para ve denk bütçe anlayışı, dış ticarette ithalatın kısılmasını ve ihracatın teşvik edilmesini sağlamıştır. Buhran ticari yaşamın daha yoğun yaşandığı liman kentlerinde belirgin bir şekilde görülmektedir. 19. Yüzyıl sonunda Çukurova’daki pamuğun ihracat merkezi haline gelen Mersin Limanı, buhran y...
ÖZET Bu tezin konusu Dördüncü Haçlı Seferi’dir. Bu çalışma; Venedik’in, Dördüncü Haçlı Seferi’ni amacından saptırdığını iddia etmektedir. Dördüncü Haçlı Seferi, birçok yönüyle diğer Haçlı seferlerinden ayrılmaktadır. Bu sefer, diğer Haçlı seferlerinden farklı olarak Müslümanlar üzerine değil, Ortodoks Bizans İmparatorluğu üzerine yönelmiştir. Başlangıçta, diğer Haçlı seferleri gibi, Müslüman dünyası hedef alınmış ve Kutsal Toprakları, Müslümanlardan kurtarmak idealiyle harekete geçilmiştir. Ancak sefere katılan Haçlı askerlerinin Mısır’a nasıl taşınacağı sorunu, seferin baş aktörünü Venedik olarak belirlemiştir. Akdeniz’in en büyük deniz gücü olan Venedik, sefere dâhil olduğu andan itibaren seferin gidişatını belirlemiştir. Kendi ticari çıkarlarını her şeyin üstünde tutan Venedik, dönemin ...
ÖZET Hayvanlar Vergisi tarih boyunca vergiyi bir iktisadi unsur ve kaynak olarak gören devletlerin tahsil ettiği vergiler arasında önemli bir paya sahip olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde de halktan, tarım ve hayvancılık kapsamında vergi alınıyordu. Bu vergiler arasında aşar vergisi dışında, ağnam vergisi de devletin vergi sisteminde önemli bir yere sahipti. Ağnam vergisi şer’i kökenli bir vergidir. Vergi Osmanlı Devletinde Fatih Kanunnamesinde yer almasının ardından resmi bir boyut kazanmış ve devletin önemli gelir kaynakları arasına girmiştir. Vergi ilk başlarda askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için ayni olarak alınmış, 1634 yılından sonra adalet-i ağnam adı altında nakdi olarak alınmaya başlanmıştır. 18.yy’la gelindiğinde, düzenli alınan vergiler kapsamına girmiştir. Ağnam vergisind...
ÖZ: "OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE ERMENİ HINÇAK CEMİYETİ'NİN OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDAKİ SİYASAL FAALİYETLERİ (1887-1908)" 19.yüzyılın başından itibaren Fransız İhtilali kökenli fikirlerin etkisiyle Osmanlı toplumunu oluşturan anâsır-ı muhtelife arasında milliyetçilik yayılmaya başlamıştır. Bunlardan bir kısmı uygun dış destek ve uygun toplumsal zemin bulabilmişlerdir. Bir kısmı da, Ermeniler gibi daha çok konjonktürel etkilerle zoraki bir milliyetçilik davasına yönelmişlerdir. Ermeniler biraz geç de olsa bu süreçten etkilenip örgütlenerek Osmanlı Devleti içinde isyanlara başlamışlardır. 1887'de Cenevre'de kurulan sosyalist görünümlü milliyetçi bir örgüt olan Hınçak Cemiyeti Ermeni milliyetçiliğine ivme kazandırmıştır. Başlıca etkinlik alanını Osmanlı Devleti olarak gören Hınçaklar kutsa...
Bu çalışma, bir Helenistik dönem Yunan felsefe ekolü olan Stoa felsefesi ile klasik dönem İslâm kelâmı arasındaki ilişkiyi; tarihsel, kültürel ve siyasi şartları da göz önüne alarak, hem bilimsel hem de yaygın etkileşim yollarını zamanın paradigmatik atmosferi bağlamında değerlendirdikten sonra, iki düşünce geleneği arasında etkileşimin olup olmadığına dair fikir oluşturmaya çalışan; olumlayıcı veya olumsuzlayıcı yaklaşıma bağlanmaksızın, ilgili literatürü dengeli yaklaşım metoduyla süzgeçten geçiren ve araştırma sahasında kesin bir sonuç önermekten çok, ilgili literatüre eleştirel bir katkı sunmayı amaçlayan bir çabanın sonucudur. Her ne kadar araştırma kapsamının iki ucu Stoa felsefesi ve kelâm olarak belirlenmişse de, zorunlu durumlarda kapsamın genişletilip Yunan felsefesi ve İslâm düş...
Osmanlı İmparatorluğu, önemli unsurlarından Arapların yaşadığı Ortadoğubölgesinde yaklaşık dört yüz yıl boyunca egemenlik kurmuştur. Fransız Devrimi iledünyaya yayılan ulusçuluk ideolojisi, Osmanlı'nın diğer unsurlarıyla birlikte Arapları daetkilemiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye başlayan Arapmilliyetçiliği, Osmanlı Devleti'nin son döneminde kurulan ayrılıkçı Arap cemiyetleriaracılığıyla bağımsızlık isteği aşamasına gelmiştir. II. Meşrutiyet döneminde kurulanayrılıkçı Arap örgütlerinden biri de El-Lâ Merkeziye Cemiyeti'dir.El-Lâ Merkeziye Cemiyeti, 1912-1914 arasında I. Dünya Savaşı'nın hemenöncesinde etkin olmuştur. Adından da anlaşılacağı üzere merkeziyetçi yönetim anlayışınakarşı çıkan bu cemiyet, Osmanlı Devleti'nin sorunlarına çözüm olarak adem-i merkeziyetçis...
ÖZET Bu yüksek lisans tezinde Ziya Gökalp’in II. Meşrutiyet Dönemi, Balkan ve I. Dünya Savaşı ve Gökalp’in çok kısa bir süre yaşayabildiği Cumhuriyet Dönemi yıllarında ortaya koyduğu Türkçülük fikirlerinin gayesini çözümlemek; gerek toplumsal gerek kültürel gerek ise kurumsal ve siyasal çerçevede tesirlerini ortaya koyarak bu bağlamda değerlendirilmesine olanak sağlamak esas alınmıştır. Gökalp’in, Türk milletinin geniş yelpazede değerlendirilmesi mümkün olan milli karakterini, toplumsal alışkanlıklarını; dil, edebiyat, din ve ahlak, güzel sanatlar, iktisat, siyaset, hukuk, felsefe, eğitim ve diğer toplumsal değerlerini İslamlaşmak ve Muasırlaşmak fikirleri ile Türkçülük çatısında yoğurarak bir yaşam tarzı haline getirmeyi amaçladığı düşünülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden son...
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşanan hızlı sanayileşme ve nüfus artışı, çevre sorunları yanında, artan nüfusun yeterince beslenememesi yani açlık sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Artan nüfusun beslenme gereksinimi, insanoğlunu tarımda birim alandan; maksimum ürün almaya yöneltmiştir. Birim alandan yüksek verim almaya yönelik yoğun ve bilinçsiz tarım ilacı ve gübre kullanılması ve sonuç olarak, bu kimyasalların tarımsal ürünlerde oluşturduğu ve yeraltı sularına karışarak içme sularında yarattığı kalıntılar, insan sağlığını ve yaşamını tehdit etmeye başlamıştır. Verim artışı ile yetinilmemiş, genetik bilimin tüm teknolojileri de kullanılmaya başlanmış, bitki ve hayvanların DNA yapıları değiştirilmiş, melezleme ve klonlama yöntemleri uygulanmıştır. Tüm bunların sonucunda ekoloji...