Aim To determine children’s expectations regarding their dentist
preferences, considering age and sex differences, and evaluate the
results in terms of their communication with dentists.
Study Design A cross-sectional study conducted at the Mersin
University Pediatric Dentistry Clinic.
Methods This study included 250 paediatric patients aged 3–10
years who presented to the Mersin University Pediatric Dentistry
Clinic. Patients without comprehension or speech problems who were
willing to participate were selected. The questionnaire consisted of 10
questions, with age-appropriate, easy-to-understand visuals created
using the artificial intelligence-assisted Midjourney program.
Results Children aged 3–10 years preferred a dentist of the same
sex who was young, wore a white coat, g...
Photography is basically the art of imaging and recording these images. Dental photography is a sub-branch of this, and has facilitated and improved the daily dental clinical practice of dentists with modern equipment and advanced technologies. It ensures that the documents are aesthetically perfect for more effective and beneficial use from a clinical perspective. Visual documentation allows the dentist to better understand the patient and evaluate the treatment process, while at the same time increasing patient motivation. It plays a critical role in supporting diagnosis and treatment planning, patient-doctor communication, educational processes and marketing. It has been reported to be used in many areas such as oral hygiene motivation, legal documentation and communication with the lab...
Erüpsiyon, dişin gelişiminin başlangıcından fonksiyona katılmasına kadar devam eden dinamik bir süreçtir. Çeşitli mineral ve hormon eksiklikleri; sürme gecikmesine, hipomineralizasyona, alveolar kemik yapısında bozulmaya neden olabilmektedir. Dental gelişim şekli süt ve daimi dişlerin persiste kalmasına ve gecikmiş diş sürmesine neden olabilmektedir. Sürme gecikmesi, cinsiyet ve etnik köken dışında, bazı durumlardan dolayı zamanı gelmesine rağmen dişin ağız ortamında görülmemesidir. D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir. D vitamini yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak sürme gecikmesine neden olabilmektedir. Bu derlemenin amacı D Vitamini ile sürme gecikmesi arasındaki ilişkiyi tanımlamaktır. Pedodonti pratiğinde oldukça sık karşılaşılan sürme gecikmelerinde D vitamininin rolünün incelenme...
Çocuklarda diş çürüklerinin görüldüğü süt dişleri ve genç
daimi azı dişler, çiğneme fonksiyonu, beslenme, oklüzyon, vücut
gelişimi ve yaşam kalitesi açısından önemli bir rol oynamaktadır
(Kuru & Ertuğrul, 2024: 59-64). Bu nedenle, söz konusu dişlerin
mümkün olduğunca korunması ve ağızda tutulması gerekmektedir.
Özellikle süt dişlerinde sert doku tabakasının ince ve düşük
mineralizasyon düzeyine sahip olması, genç daimi dişlerde ise kron
kalsifikasyonunun henüz tamamlanmamış olması, çürük
lezyonlarının hızlı ilerlemesine neden olmaktadır. Bu durum, pulpa
hastalıkları, ileri düzeyde kron harabiyeti ve dolayısıyla dişte
fonksiyon kaybına yol açabilecek ciddi komplikasyonların
gelişmesine zemin hazırlamaktadır (Üstün & Koruyucu, 2021: 113-
123). Çocuk diş hekimliğinde çürük lezyonl...
D!"!n m!nes!nde meydana gelen defektler, kalıtsal, ed!n!lm!", lokal ve s!stem!k
olarak b!rçok et!yoloj!k faktöre baglıdır. Amelogenez a"amasında, m!ne dokusunda
olu"an hasar bazı deg!"!kl!klere neden olab!lmekted!r. Amelogenez, genet!k
faktörler!n kontrolü altında olmasına ragmen s!stem!k ve çevresel faktörlerden
etk!leneb!lmekted!r. Genet!k özell!kler, amelogenez sırasında m!nen!n olu"umunu
net b!r "ek!lde bel!rled!g!nden, boyutunu, reng!n!, "ekl!n!, m!krosertl!g!n!,
hassas!yet!n! ve çürüge yatkınlıgını etk!leyeb!lmekted!r. Bu deg!"!kl!klere ek
olarak, d!" m!nes!n!n yarı saydam yapısal özell!g!n! gözle görülür b!r "ek!lde
kaybetmes!yle b!rl!kte m!nede gel!"!msel defektler (MGD) olu"maktadır. Yapılan
ara"tırmalara göre, gel!"m!" ülkelerdek! saglıklı çocukların %10-49’unda süt
d!"...
Aim: Traumatic dental injuries at the anterior region of the maxilla occur frequently in children and adults. In this case report, we aimed to describe the temporary aesthetic restoration of the upper lateral incisor with a fiber-reinforced bridge by using the original tooth crown, which had avulsed after dental trauma.
Methodology: Case 1: A 14-year-old girl with an avulsion in tooth #11 due to trauma visited our clinic. During the examination, it was seen that the wound had healed, and there was no luxation in teeth #21 and #12. Since the patient could not undergo prosthetic procedures, for reasons including implants, and did not want a removable prosthesis, a single crown supported by acrylic tooth fibers was constructed.
Case 2: A 17-year-old male patient was referred to our clinic b...
Bacteria in the oral cavity have a great impact on caries formation by demineralizing tooth enamel. Bacterial infection should be
prevented before restorative treatments. Rather than invasive treatment of existing caries, arresting bacterial activity in carious
lesion and remineralizing dental tissue have become the goal of contemporary caries management philosophy. Silver compounds
with antimicrobial effects have been developed over time and have taken their place in dentistry. 'Silver Diamine Fluoride' was created
by combining the remineralizing effect of fluoride with the cariostatic effect of silver. Its popularity has increased because it appeals
to the general population. It’s application is painless, simple, and affordable. Our aim in this review is to provide a gener...
Aim This study aimed to assess levels of 25-hydroxy vitamin D (25(OH)D3), calcium (Ca+2), phosphorus (P), and parathyroid hormone (PTH) and to determine delayed tooth eruption by examining their correlations.
Material and method The study included 101 paediatric patients, aged 6–14 years, who visited the Dicle University Paediatric Dentistry Clinic, had no systemic diseases, and had not received medication in the past three months.
Among them, 60 patients exhibited delayed eruption of their permanent central and frst molar teeth, while 41 did
not. Serum levels of 25(OH)D3, Ca+2, P, and PTH were measured. Statistical analyses were performed using IBM SPSS
software, with statistical signifcance set at p
Amaç: Papillon-Lefèvre sendromu (PLS), otozomal resesif geçişli, ortalama milyonda 3-4 kişiyi etkileyen nadir görülen
kalıtsal bir hastalıktır. Dünyada şu ana kadar 200'den fazla vaka bildirilmiştir. Dişleri çevreleyen ve destekleyen yapıların
(periyodonsiyum) şiddetli iltihaplanması ve dejenerasyonu ile bağlantılıdır. Süt dişleri ve daimi dişlerin çoğu erkenden
kaybedilir. Karakterize görüntü, avuç içi ve ayak tabanlarındaki kuru pullu lekelerdir(palmar-plantar hiperkeratoz). Sıklıkla
piyojenik deri enfeksiyonları, tırnak distrofisi ve hiperhidrozu görülebilir.
Olgu Sunumu 10 yaşındaki erkek hasta, kliniğimize 73 ve 83 numaralı dişlerdeki mobilite ve anormal pozisyon sebebiyle
başvurmuştur. Alınan anamnez ve yapılan klinik ve radyolojik muayene sonucunda hastada dişeti probleml...
AMAÇ: Bukalemun etkili dört üniversal kompozit rezinin farklı solüsyonlar altındaki renk stabilitesini ve yüzey pürüzlülüğünü değerlendirmektir.
YÖNTEM: 7 mm çap- 1 mm yükseklikte 72 adet kompozit rezin (G-ænial A’CHORD, GC, Japonya; Neo Spectra® ST HV, Dentsply Sirona, Almanya; 3M™
Filtek™ Easy Match, 3M ESPE, Amerika; Admira Fusion X-Tra, Voco, Almanya) örneği hazırlandı. LED ışık cihazıyla (LY-B200, Phoenix, Çin) polimerize
edildi. Polisaj diskleri (Sof-LexTM, 3M ESPE, Amerika) ile polisajları tamamlandı. Örnekler iki test grubuna (Kola, CocaCola Company, Amerika;
Link, Ülker, Türkiye) ve bir kontrol grubuna (distile su) ayrıldı (n=6). Örnekler 37°C’de bir inkübatörde 144 saat boyunca solüsyonlarla renklendirildi.
Renklendirmeden sonra polisaj işlemleri tekrarlandı. Renk, CIEDE2000...
Giriş:Diş travmaları dünya çapında bir halk sağlığı sorunudur ve her yıl nüfusun % 4-33'ü dental
tramvalardan etkilenmektedir. Tramva alan bir dişin tedavisinde estetik, pulpa ve periodontal yönlerden
değerlendirme yapılması gerektiğinden bu tür dişlere tedavi yaklaşımı tamamen multi-disiplinerdir.
Lüksasyon ve avlüsyon dental tramvalarda karşılaşılan en ciddi durumlardır. Hastalarda yüksek oranda
pulpa nnekrozu ve sonrasında kök rezorbsyonu gözlemlenir. Avülsyon sonrasında yapılan
reimplantasyon ve takip eden süreçte yapılacak endodontik tedavi dişin prognozu açısından önemlidir.
Yapılacak endodontik tedavinin başarısı ile rezorbsyon gelişme sıklığı arasında önemli bir ilişki vardır.
Birçok çalışma kökte meydana gelebilecek olan rezorbsyon sorununu engelleme veya ertelenmesini...
Kanserin pediatrik popülasyonda nadir görüldüğü düşünülse
de, bu gruptaki tüm neoplazmların %1'ini oluşturmakta ve yaklaşık
olarak 15 yaş altı her 408 kişide bir görülmektedir. Pediatrik
popülasyonda kazalardan sonra hala ikinci sıradaki ölüm nedenidir
(Ward, vd. 2014). Dünya genelinde çeşitli popülasyonlar arasındaki
mukozit görülme sıklığı birbirinden farklıdır. Diagnozundaki skorlama
çeşitliliğinden dolayı yapılan çalışmalardaki dağılım heterojendir
(Shetty, vd. 2022).
Oral mukozit, sıklıkla kanser tedavisinde alınan kemoterapi ve
radyoterapiden veya her ikisinden sonra görülen; özefagus, mide ve
bağırsak gibi sindirim sisteminin mukoza zarlarını etkileyen
inflamatuar bir süreçtir. Oral mukozitin insidansı alınan doz sayısına,
sıklığına ve tedavi rejimine bağlıdır. Pedi...
Amaç: Yolk sac tümörü; Yolk kesesinin gerilememesi ve hücrelerin farklılaşmaması sonucu
anormal şekilde çoğalarak büyümesinden kaynaklanan bir germ hücreli tümördür. Genellikle
yenidoğanların testislerinde veya yumurtalıklarında görülmekle beraber; nadir olarak
sakrokoksigeal, retroperitonal ve ekstragonadal bölgelerden kaynaklanır. Özellikle infantlarda en
sık sakrokoksigeal yerleşim gözlenmektedir. Bu tümörün esas olarak yenidoğan ve ergenlik
dönemindeki kız çocuklarında ortaya çıkması nedeniyle, fertilitenin korunması açısından önemlidir.
Bu hastalarda birçok sistemik hastalık görülebilmekte; enfeksiyona yatkınlık artmaktadır.
Tedavilerin ve ilaçların yan etkileri sonucunda sıklıkla ağız kuruluğu, mukozitis, çürük sayısında
artış ve dişeti problemlerine rastlanmaktadır.
Olgu Su...
Temporomandibular eklem (TME), birden çok kas grubuyla beraber uzayda
üç boyutlu mandibular hareketlere izin veren sinoviyal bir eklemdir. Aynı anda
işlev gören bu kasların sinerjisi bozulduğunda ‘temporomandibular eklem dis-
foksiyonu veya bozukluğu (TMD)’ ortaya çıkmaktadır. TMD, morfolojik ve iş-
levsel deformitelerle karakterize bir grup dejeneratif kas-iskelet sistemi rahatsız-
lığıdır. Diskin yapısı ve eklem içindeki pozisyonu ile bağlantılı olduğu kaslardaki işlev bozukluğuyla ilgilidir. TMD eğer eklem kaynaklıysa, belirti ve semptomlar direk eklemin iç yapısı ve diskin pozisyonu ile; kas kaynaklı ise stomatognatik yapı ile ilişkilidir. Birçok çalışmada farklılık arz etmekle birlikte; TMD görülme
sıklığı yaklaşık olarak yetişkinlerde/yaşlılarda %31 ve çocuklarda/ergenlerde %...
Her havuz alanında ya da yetiştirme biriminden elde edilen balık ve dolayısıyla balık yetiştiriciliğinin kârlılığı, büyük ölçüde kullanılan yemin miktarına bağlıdır. Su ürünleri sistemi ne kadar yoğun olursa yemlemenin önemi o kadar fazla olur ve toplam üretim maliyetinde yem maliyetinin payı da o kadar artar. Bilindiği üzere alabalık başta olmak üzere bazı balıkların yetiştiriciliği için akarsu sistemli tesisler kullanılmakta yada sıcaklığın, su bileşiminin ve akıntının dolayısıyla oksijen yoğunluğunun daha iyi olduğu tatlı su ve kıyılarda ise yüzer ağ kafeslerde yetiştiricilik yapılmaktadır. Su ürünleri yetiştiriciliğinin ileri durumda olduğu ülkelerde entansif yetiştiricilik uygulanmakta ve yetiştirme alanlarında birim hacimde maksimum ürün yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu tür yetişti...